Hayat... Seçimlerden ibaret. Doğduğumuz andan itibaren bize dayatılan seçimler vardır ki aslında seçmek zorunda bırakılırız bir şeyleri, aslında ortada "seçmek" yoktur, sadece "o yöne gitmek" vardır çünkü başka yön yoktur o anda. Ama biz kendimizi avuturuz, "Seçtim. Ben seçtim. Ben." diye...
Bir de, "seçim"ler vardır, gerçek anlamda oturup da bir şeyleri gözden çıkartarak diğerini seçtiğimiz. Uyumak ve sağlıklı olmak yerine, uyumamayı ve de ortalıkta hastalıklı hallerde gezmeyi seçeriz bazen... Ya da Ahmet'in yerine Mehmet'i seçeriz... Bazen Mehmet'i pat diye bırakıp Ahmet'i tekrar seçeriz... İçmeyi ya da içmemeyi, sevmeyi ya da sevmemeyi seçeriz... Rol yapmayı seçeriz ya da tüm rollerden arınıp cesurca yüzümüzü göstermeyi seçeriz...
Seçeriz de seçeriz... Fark etmeyiz ki bazı seçimlerimiz kendimiz pahasınadır. Önceliklerimiz öyle kaymıştır ki, ne seçtiğimizi ve niye seçtiğimizi anlamakta zorlanırız seçimimizin sonucunu gördüğümüzde. "Ama ben düşünmüştüm ki..." cümleleriyle başbaşa kalma vakti gelmiştir ve bakarız, seçimimizden geriye zarifçe dönmenin bir yolu var mıdır...
Gemileri yaktıysak biz bir kere, yakmayı seçtiysek, hangi kıyıya çıktıysak orada kalmayı da dolaylı olarak en baştan seçmişiz demektir. Geri dönüş belki de kulaç kulaç yüzmektir oradan geriye doğru. Ama o zaman da yarı yolda nefesimizin tükenmesi ve "eski" kıyılara asla ulaşamama riskini de seçmiş oluruz.
Seçimlerimiz, isteklerimizle çeliştiğinde mi gelir mutsuzluk? Nefret mi başlar o anda? Nefreti seçer miyiz? Mümkün mü acaba?
Seçiyorum. Seçmeyen seçiminden geri döndüğünde, "doğru seçseydin" demeyi seçiyorum. Kendi seçimlerimin ardında durmayı ve kendimi dövmemeyi seçiyorum.
Seçimlerimi sevmiyorum.
Ama seçiyorum.
Bu yazı FANZİNCİ'de yayınlanmıştır.

Seç stilimi değiştirmek istiyorum.
YanıtlaSil:) yardımcı olalım - başvuru formu doldurunuz...
YanıtlaSilödüllendiniz efendim, detaylar şurada:
YanıtlaSilhttp://zsehiralti.blogspot.com/2010/06/trendy-blog-awardlu-olmusum-ben.html