6 Haziran 2010 Pazar

görmeyeceğim duymayacağım bilmeyeceğim

kankardeSH kişisi bir soru sormuş gördüm az evvel :


"peki acaba her seyin aslini duymak bilmek istiyor muyum ki?.."

şahsen:

HAYIR! istemiyorum... duymak, bilmek, görmek istemiyorum, özellikle de son zamanlarda, sık sık.

geçtiğimiz bir iki yıl içerisinde bana bir haller oldu, daha önce de birden fazla kere dile getirdiğim gibi nicedir ne haberleri izliyorum ne de gazeteleri okuyorum. bu durum öncelikle gerçekten de her bir kanalın ve her bir gazetenin bir tarafın davasını savunabilmek için beni aptal yerine koyduğuna kafamın nihayet basmasıyla başladı ve sonrasında haberlerin (dünyanın) ne kadar da kötüye gitmekte olduğunu ve bunları izlememin kalbime ve ruhuma kötü geldiğini fark etmemle daha da arttı.

33 yaşında biri olarak buna kafamın henüz basmış olması acı tabii... çok kısa bir zaman öncesine kadar ben de bir "taraf"tım. bir fikrin, bir yönün, bir yolun daha doğru ve insanlık için daha iyi olduğuna inanıp onun için dilim döndüğünce yazıp çizer, konuşur anlatır, dinler öğrenirdim. derken bir baktım da ne gördüm : kimsenin umurunda değil valla bu aslında! üstelik umurunda olsa da olmasa da zamanın çok kısıtlı ve ölüp gitmeden önce huzurlu ve severek yaptığın bir iki şeyi sığdırabildiğin bir günün olmazsa bu senin adına çok büyük kayıp. dünya üzerine planlar çok zaman önce yapılmış, çok uzun soluklu stratejiler izlenmekte, bir denge var ki bir o yana bir bu yana vermekte ağırlığını - senin yapabileceğin tek şey bir birey olarak elinden gelenin en iyisini yaptığın bir günü geçirip kafanı yastığına koyduğunda pişmanlıklarını minimumda tutmak.

bunu yapabilmek için de her şeyi bilmem ya da duymam ya da görmem gerekmiyor! hatta tam tersi, bazı şeylerden habersiz olduğum ölçüde insanlığımla barışık kalabiliyor ve nefes alıp vermeye devam edebiliyorum.

serviste olduğum her saniyem bir kitaba gömülü, yolda ezilmiş bir hayvan görmemek için. gazetelerdeki dayak yemiş, tacize uğramış, cinayete kurban gitmiş çocuğu görmeye tahammülüm yok ... hatta o kadar ki, eğer bulunduğum odada tv açıksa ya fantastik ya da komedi filmi / dizisi var ekranda, katlanamıyorum dram yüklemeye beynime - hayat yeterincesini bindiriyor sırtımıza.

üzgünüm ki - aslında değilim de yahu neden üzgün oluyormuşum ben bir tekil şahıs olarak elimden geldiğince İNSAN olmaya çalışıyorsam... - artık dünyanın varmakta olduğu kıyamet de, içinde bulunduğumuz durumun bizi kapanına kıstırdığı iki ucu boklu değnek de,  yapmayı planlayıp da yapmadığım bir sürü "ülke yararına" eylem de artık pek beni bağlamıyor...

apolitik bir neslin sonuna kadar politik bir genci olarak yetiştim. yetişkinlik hayatımda ise erken emeklilik istiyorum bu duruşumdan. çünkü midem bulandı artık. boşalttım ben içimi, artık sadece roman okumak, film izlemek ve gezip tozmak için kullanacağım günlerimi. bir de çalışırım ara sıra. bana gerektiği kadar iyi gelmeyen arkadaşlarımla da ayrılacak yollarım.

her şeyi görmek de istemiyorum bilmek de istemiyorum duymak da istemiyorum. kafamdaki uğultu bana ömrümün sonuna kadar yeter bugünden itibaren.

1 yorum:

  1. kesinlikle katılıyorum Wiri. Ne kadar acayip değil mi, bizden yaşça büyük olanlara kıyasla çok daha yorgun ve yılgınız hayata karşı. yine dene yine yenillik bişey kalmadı artık.

    YanıtlaSil