24 Nisan 2010 Cumartesi

vıdı vıdı vıdı

sabah uyandığımda niyetim aslında kalkıp kendimi sokaklara atmak, denize nazır bir yeşil alana yayılıp ister kitap okumak ister yazmak ister sadece ortalığı süzüp kim koşuyor kim sevişiyor izlemekti ("sevişmek" fiiline pornografik anlamlar yükleyenler, utanın ve yok olun!!) ancak bir kez daha tembelliğim baskın çıktı ve iki gömlek altında bir niyetle değiştokuş ettim cumartesimi (ki aslında bunun da altında bir çok sebep var ama an itibariyle üzerine gitmeyeceğim).

balkona çıktım, tüm günü burada geçirebilecek bir düzenek kurdum, bir iki saat sonra kendimi karşıdaki tekel dükkanına fırlatıp gerekli nevaleyi edinecek şekilde planladım, önce biraz malafa'dan okudum, sonra aldım miniği kucağıma ve mp3 temizliğine giriştim. kahvem soğumuş, kalktım yenisini yaptım, biten sigara paketimi çöple buluşturup yenisini açtım, tamamen kendimle kalmaya ve kendimi deşmeye hazırlandım. karşıdaki tekel'de triple sec var mıdır diye kendi kendime sorarken starsailor günün anlam ve önemine ait namelerini kulaklarıma doldurdu...


Starsailor - Alcoholic
Yükleyen EMI_Music. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.

mutsuz oldum bir anda. ama geçer nasıl olsa... enteresan bir şekilde, mutsuzluklarım aslında beni kendime daha çok açarken çevreme iyice kapatıyor - belki de enteresan değil aslında. belki de herkes böyle yaşıyor mutsuzluklarını. bilmiyorum ki : kimseyle mutsuzluklarımız üzerine konuşmuyorum. belki ben de herkes gibiyim.

i was looking for another you... when i looked round you were gone!

ara verdim... triple sec'ten vazgeçip (kalkıp da caddenin karşısına geçmek için dahi evden çıkasım olmadığı beynime yerleşti bir kere) dolabı karıştırdım... biraydı şaraptı rakıydı alakam olmaz bugün. kokteylimsi olmalı ne içeceksem. ne kadar mutsuzsan, o kadar tatlı ve renkli olmalı içtiğin - dalga geçmek lazım bünyeyle! smirnoff north varmış ne güzel! attım dolaba, akşamüstü boris vian'la ilgili yazarken (ya da yazmazken, bilemiyorum şu anda!) içerim tatlı tatlı.

stay by my side and the cynics won't get in our way...

hayatımdan yana hiç şikayetim yokken bu kadar daralmak neyin alameti bilmiyorum. bilinçaltımdan gelen ya da zamanında halının altına süpürüp durduğum yığından çıkıp da gözüme girmeye çalışan bir çöp olduğu kesin. aslına bakarsanız "sorun"un ne olduğunu adım gibi biliyorum ama kabullenmek ve başa çıkmak işime gelmiyor. radikal bir şeyler yapmam gerekiyor hayatıma dair ama hiç uğraşasım yok çünkü şu anda olduğundan daha iyi olacağına inancım zayıf. gerekeni yapmadan ortaya çıkacak sonucu bilemeyecek olmak da işin cilvesi işte! kararsızım ve kararsızlıklar işime geliyor çünkü bir çok şeye bahane edebiliyorum bu sürünceme halini.

i was looking for another chance to see your blue eyed problem.

dışarı çıkmamış olmam - planımı değiştirivermem - anlamlı ve akıllıca oluverdi, hava kapadı her an yağmur yağabilir... belki de şimdi yukarıda yazdıklarımın hepsi tek tek olası geçersizliklerini yüzüme vuruyorlar, belki de gerçekten bir şey yapmamalıyım, belki de aynen bugün dışarı çıkmamamın beni yağmurdan koruyacağı gibi, bu konularda sessiz ve hareketsiz kalmam da beni türlü saçmasapan sonuçlardan koruyacak.

bilmemek hali bazen daha iyi.

i was looking for another you, when i looked round you were gone

1 yorum:

  1. keyifli cumartesiler, benim de aklımda benzer bir plan vardı, sonra sabah bir kalktım elektrikler kesik, gelmek de bilmiyor, kalk kızım dedim bu bir işaret. Benim mekan Salacak iskele kahvesi kitap da muz sesleri:)

    YanıtlaSil