yeni ayın ilk haftasının tazecik ilk çalışma gününde hem güneş pek güzel hem de artık eskisi kadar üşümüyoruz sanki...
haftasonunda kalan aklım ve "bir gün daha tatil olsaydı şunu şunu şunu da yapardım" mızmızlanmasıyla da olsa bir ucundan tutmaya çalışıyorum işleri. bunu da yazdıktan sonra bir hafta kadar bir süre disiplinli bir şekilde çalışmaya ve darmadağınık haldeki her şeyi toparlamaya niyetliyim.
ama öncesinde, geçtiğimiz haftaya dair bir kaç not düşmem lazım buraya, ben biliyorum ya, bilmesi gerekenler de bilsin istiyorum çünkü:
1 - ruhumun kardeşi, ilaç gibi geldin bana bir kez daha! ve gördüm ki - gene - araya giren zaman ne olursa olsun, arada neler yaşanırsa yaşansın her iki tarafta da, yerler apayrı kalplerde ve aylarca görüşmedikten sonra dahi bir araya gelince sanki daha bir önceki gün birlikteymişcesine kavrıyorsun bıraktığın ucunu ipin ve aynen devam ediyorsun yoluna. çünkü gözden uzak olan kalpten asla uzak olmuyor bazen. ve iyi ki de öyle oluyor. ne sitem ediyorsun bana ben başımı alıp gittiğimde içime doğru, ne de fırça atıyor kendini uzağa çekiyorsun. bir çok farklı nedenin yanısıra, bu nedenle de seni çok seviyorum ve varlığından ötürü çok mutluyum. bir de, bu böyle güzel oldu yahu iş çıkışı... gene yapalım gene gene gene.
2 - bundan sonra sadece tersini yapamamaktan ötürü "he" demeyeceğim kimseye. hayırsa, hayırdır kardeşim zorlamayınız. ben istediğimde bulurum sizi. yormayın ne olur zaten içim bin parça bölük pörçük hiçbir şeye yetişememekten ötürü. bazen öyle oluyor ki direkt karşımda oturup da gözlerime bakarak benimle konuşan bir insanın dahi ne dediğini anlamayabiliyorum, dinlemiyorum çünkü. aklım uçup kaçıyor ipin ucunu yakala yakalayabilirsen! yani, ben konuşası bir halde değilsem, sizin inatla bir şeyler anlatmanızın hiçbir anlamı olmuyor çünkü ben fark dahi etmiyorum o sırada sizin ne dediğinizi.
3 - bir hafta (tanıdığım kimsenin olmadığı bir yerde) tatil yapmak istiyorum. telefonumu ve bilgisayarımı almadan (ya da belki bilgisayarımı alırım çünkü o anda yazı yazmak da isteyebilirim ama telefonumu gerçekten de bırakmalıyım geride) kendi kendime, müzik - kitap - içki - sükunet ve yeşillik dolu bir tatil olsa, güneş de açsa yağmur da yağsa, iki kulaç da denizde yüzsem, daha bir şey istemem sanki...! kafamı toparlardım ve bunu fazla bekletmeden yapmam gerekiyor. ondan sonra şehre dönüp hayatımı yoluna sokmam lazım çünkü. çok dağıldım, iplerim hep başkalarının elinde.
4 - çok garip garip şeyleri özler oldum. öğrenciyken yaptığımız ve başkalarından saklaya saklaya yediğimiz sadece patates ve soğandan oluşan ama tadını bir daha hiçbir yerde ve zamanda bulamadığım patates salatasını ve kızartmadan nefret etmeme rağmen gecenin bir köründe birer ikişer hüplettiğimiz bami ve nasiyi... cuma akşamı eve gelip üstü başı değiştirdikten sonra sokaklara akmayı ve iki gün boyunca kadıköy - taksim bölgelerinde taban tepip içkiler içmeyi ve sonrasında öğle saatlerine kadar uyumayı ve pazartesi sabahı hiçbir sendroma kurban olmadan işe gitmeyi... eskiden salonda duran mavili pembeli halıyı ve bağdaş kurarak kitap okuduğum ilk gözağrım mavi koltuğumu... ve daha nicelerini... hepsi ufacık tefecik şeyler aslında ve gene yapılabilir aslında madden. ancak ne o salata salata olur, ne eski febo yerindedir, ne içkinin tadı aynı ne de diğer koltuklar aynı rahatlıkta. zaman geçiyor ve ben bazen kendimi saatli maarif takvimi gibi hissediyorum.
5 de var aslında yazabileceğim 6 da... ama işim çok, şimdilik ara verip işime dönüyorum. bu hafta olmasa dahi daha sonraki günlerde devam ederim.
ruhumun kardeşi, yazabilecek gücüm olsaydı ben de aynen bunları yazacaktım işte (madde 1 tabii - 3'ü de yazabilirim gerçi ya). kaldığımız yerden devam. hep...
YanıtlaSilYa illederoman dönüşü geçen Erdem'le konuşurken bir baktım olay sohbetten çıkıp öğüt havasına girmiş kendimden nefret ettim bi anda. Sanırım o benden benim kendimden sıkıldığımdan daha fazla sıkılmıştır..Saatli maarif takvimi ha..pek güzel bi ifade hemen alızlıyorum bünyeye:)
YanıtlaSilBu arada Joa gerçek bi insan mı..demek yüzünü gösteriyor bazen birilerine nihoha:)
Yaşasın 2. madde ! Ülen ayıptır falan mantığı yüzünden sırf milletin gönlünü hoş tutmak için verilen sözlere oldum olası uyuzum. Ne bana karşı yapılsın bu sunilik ne de beni baskı altına alsınlar. Herkes içinden geldiği gibi davransın, ya da illa birilerine birşey yaptıracakalrı varsa da gitsinler yalaka tutsunlar kendilerine.
YanıtlaSil3- oh mis, valla türkiye seçenek dolu böyle güzel tatiller için. Yalnız tek başoına tatil 4-5 günden fazlası sakıncalı olabiliyor. Sen onu uzun hafta sonuna bağla ehu
5 ve 6ncı maddeler TBC... O KADAR !
YanıtlaSilaeaıjeıaj
kelime doğrulamada "nosti" diye birşey çıktı... nostalji kısaltması olabileceği gibi, katil palyaço adı gibi de geldi birden. Korkuyorum TBC.