
nicedir oturup yazmadım bir iki satır bir şey, uyumsuz'un 2.yıldönümü şenlikleri kapsamında karaladıklarım için yaptığı yorumu okuyunca fark ettim ve biraz daha karalama sevdam alevlendi ancak her an sızabilecek durumda olmamdan ötürü pek anlamlı bir yazı vaad etmiyorum kimselere :) "yok"ken ne yaptım?
1 - haftalardır oku oku bitiremediğim "ve durgun akardı don" hala devam ediyor... 4.ciltteyim, bitsin artık ne olur diye içimden geçire geçire okumaya devam... sorumluluk bilinci işte, sanki hayat buna bağlı! :) ama işte ne yaparsın, kitap kulübü'nde okunacak dendi, moderatörün hükmü karşısında boynumuz kıldan ince, kulübümüzün anlamını bulması için okuyoruz, 28 nisan gelsin toplanıp tartışacağız, yorumumuzu yazacağız ve sonrasında diğer kitaplara - o çok merak ettiğim, bir kenarda bekleyen kitaplarıma - dalabileceğim. rus edebiyatı çok severim hem de çok ama şolohov kusura bakma artık 2 cilt boyu savaş okumaktan içim dışıma çıktı yeter yahu! üstelik daha 4.cildin 100.sayfasındayım, hala savaşıyoruz, bitene kadar da sona erecek gibi değil bu beyazlar - bolşevikler didişmesi (v.putin demiş ki, "her kim sovyetleri özlemiyorsa kalpsizdir, her kim özlüyorsa aptaldır" - ya da benzer bir şey demiş, çok üzgünüm şimdi kontrol edemeyeceğim). toplantıya gelip de "ben kitabı bitirmedim" diyen olursa yaka paça girişirim şimdiden söyleyeyim! bunca işin gücün ortasında ben yetiştiriyorsam siz de yetiştireceksiniz efendim!
2 - yazmaya başladığımdan bu yana bir ton şey oldu: telefon edenler, annemin bir kaç minik kaprisi, doritos'un "oy ver kontör kazan" fırsatından faydalanmak adına (haydarinin mis gibi sarımsak tadı ve gavurdağının acı lezzeti arasında gidip geliyorum ben kararsızım hangisini beğendiğim konusunda) anne adına gönderilen sms sonucunda hattına yüklenen müziğin bünyelerde yarattığı dumur (of be doritos bu ne böyle yahu ne yapmışsın sen öyle?!?!), tv'de ısrarla seyredilen ve bu arada da şahit olmak zorunda bırakıldığım dizinin beynimdeki ekosu ve içimde kabaran enteresan hisler (of be dizi film senaristleri bu ne böyle yahu ne yapıyorsunuz şu diziyi gerçekten merakla izleyenler öyle?!?!) derken bende yazma hevesi kalmadı... şimdilik gidiyorum bu nedenle. bu aralar ne durumda olduğum fanzinci için daha yeni yazdığım şu yazıda meraklılarını bekler...!
gittim evet.
ha bir de... erman toroğlu'lu pakplast reklamını her görüşümde gülüyorum - nasıl ya!? biri bana bu reklamın inceliğini, esprisini, yakalaması hedeflenen amacı anlatsın gözünüzü seveyim!!!
a son olarak, görsel de tam şuradan. tanımıyorum abileri, sadece resim kullanıcısıyım.
ben her an bitiremedim diyebilirim, 3. ciltte sürünüyorum hala, hem de evde boş boş otururken.
YanıtlaSilZeynep
Bir daha 1000 sayfanın üzerinde klasik önerinin kafasını uçururum. Yeter ülen, savaş ve barış'ı da yasaklıyorum, onun da yarısı savaş !
YanıtlaSilDoritosları hala denemedim ben WIRI, üçü beraber mi satılıyor ?
zeynepcim valla söz veremiyorum tepkim konusunda eheh - o derece daralmış durumdayım ama yetiştireceğim, kararlıyım. neyse neyse 3'ü bitir 4'e geç o zaman daha bir akıyor bence.
YanıtlaSilyok pelincim, ayrı ayrı satılıyorlar, geçen gün aburcubur krizi sonucunda dur ule hepsinden alayım deneriz diye aldım, her birimiz ayrı bir tadı beğendik evde :)
YanıtlaSilpelin de 3. akıyor demiş özlem bana öyle dedi, herkes kandırıyor beni, 3. aktığı filan yok, akıyorsa da tersine akıyor valla
YanıtlaSil2. kitaba kiyasla akiyor demek istemistir o, zira 2. cilt resmen sabir sinavi yaw, aklimda buncuk ve yahudi sevgisili disinda birsey kalmadi o kitaba dair, zati onlar da olup gitti ne alaka girmislerse romana :) Zaten yalan ruzgarina dondu kitap, savasi cikar al sana yalan yuzgari
YanıtlaSillan olm..allahım savaş okuya okuya dilimiz de bozuldu cinsiyetimiz de yamuldu.
YanıtlaSil2.ciltte hakikaten bir tek bunçukla anna kaldı benim de aklımda. Ancak 3. cilt bana çok akıcı ve manalı geldi, en azından ne anlatmak istediğin anlıyor gibiyim sanki şolohov'un ama çok da emin diilim tabii:)