Dünya Kadınlar Günü bir karanfil ya da bir gül ya da bir kutu çikolata / bir elmas gerdanlık ile “atlatılamayacak” kadar özel ve değerli bir anlam taşımaktadır, asla unutmamalı ve kadın hakları - İNSAN hakları - için mücadelemizi asla bırakmamalıyız. Özellikle bu son günlerde... Her zamankinden daha önemli, daha gerekli çabalarımız...
Özellikle “özgürlüklerin” tartışıldığı, özgürlük adı altında bin türlü numaranın çevirildiği şu zamanlarda, KADIN kendi hakkı ve kendi geleceği için en fazla sesi çıkartmalı, en fazla adımı atmalıdır. Ne yöne gitmekte olduğumuz unutulmamalı ve herkes bu konuda üstüne düşeni yapmalıdır. Bu kadar adım boşuna mı atıldı – bu kadar yol boşuna mı gelindi?
Aşağıda, fabrikamızın duyuru panolarına astığımız yazıyı bulacaksınız, bilgilendirme ve hatırlatma amaçlı olarak.

Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1800'lü yıllarda bir tekstil fabrikasında daha iyi çalışma koşulları için greve giden kadın işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamayarak ölmeleriyle gündeme geldi. Kadınlar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de 8 Mart'ta eşitlik isteklerini daha yüksek sesle dile getiriyorlar.
8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması, uluslararası düzeyde kabul gören bir hal alması 1970'lere rastlasa da, bu tarihe kaynaklık eden olay ve dünya kadınlarının ortak bir gün kutlama isteğinin gündeme gelişi 1800'lerin ortasını bulur.
ABD'nin New York kentindeki Cotton tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınlar, 1800'lü yılların ortalarından beri daha iyi çalışma kosulları, emeklerinin karşılığında hak ettikleri ücret ve daha iyi yaşam için mücadele vermektedir. Ama bunca yıllık mücadeleye karşın elde edebildikleri pek bir hak yoktur. En sonunda, 8 Mart 1857 günü, haklarını alabilmek için son çare olarak greve giderler. Ancak patronlar bu greve zalim bir şekilde müdahale ederler. Polis işçilere saldırır ve greve giden kadınlar fabrika binasına kilitlenirler. Patronlar bu yolla grevin başka fabrikalara sıçramasını engellemek isterler. Ancak beklenmedik bir şey olur ve fabrika yanmaya başlar. Ne yazık ki yangından fabrikada bulunan kadın işçilerden çok azı kaçarak kurtulmayı başarır. Yanan fabrikadan kaçmayı ve fabrikanın çevresine kurulmuş olan barikatları aşmayı başaramayan 129 kadın işçi yanarak ölür. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katılır ve aynı yıl diğer endüstri kollarındaki kadınlar da mücadeleye devam ederler. Kadınların yürüttükleri mücadelenin temelinde seçme ve seçilme hakkı, günlük çalışma saatlerinin, koşullarının ve ücretlendirmenin yeniden düzenlenmesi gibi konular bulunmaktadır. Dünya Kadınlar Gününde bugün de ilk başlarda yapıldığı gibi eşitlik için, bağımsızlık için, politik haksızlıkların ortadan kalkması için, daha iyi yaşama ve çalışma koşulları elde edebilmek için çalışılıyor.
KADINA KARSI SIDDET VE BAZI VERILER
- Kadınlara karşı şiddet dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suçtur.
- Tahminlere göre 113 ile 200 milyon arasında kadın demografik olarak “kayıp” (yok) görünmektedir. Ya doğar doğmaz öldürülmüşler (erkek çocuğun kız çocuğa tercih edilmesi) ya da erkek kardeşleri ve babalarıyla eşit derecede gıda ve tıbbi olanaklara ulaşamamıslardır.
- Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı yılda 700.000 ila 4.000.000 arasındadır. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar yılda tahminen on iki milyon dolardır.
- Küresel olarak, daha büyük oranda on beş ile kırk beş yaş arası kadınlar erkek şiddetinin sonucu ya da kanser, sıtma, trafik kazaları veya savaşa bağlı olarak sakat kalmakta ya da hayatını kaybetmektedir.
- En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmıs ya da hayatı boyunca başka türlü suistimal edilmiştir (tecavüz, kötü davranış). Genellikle,suistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimsedir. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa olsun kadınlara karşı en yaygın suistimal şeklidir.
- Dinsel, kültürel vb. nedenlerle yılda iki milyondan fazla kız çocuğunun genital organlarına hasar verilmektedir (kadın sünneti). Bu oran, 15 saniyede bir kız çocuğudur.
- Sistematik tecavüz dünyadaki birçok çatışmalarda bir terör silahı olarak kullanılmaktadır. Ruanda’daki 1994 soykırımı esnasında 250.000 ila 500.000 kadının tecavüze uğradığı tahmin edilmektedir.
- Araştırmalar, kadına karşı şiddet ile HIV virüsü arasında yükselen bağlantıyı göstermekte ve HIV bulaşmış kadınların daha fazla şiddete maruz kaldıklarını, şiddet kurbanlarının da HIV bulaşma risklerinin daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.

Kaynak : vikipedi
Beğeniyle okudum. Araştırmalar üzerinde düşündüm, bir kez daha üzüldüm, karikatüre de çok güldüm.
YanıtlaSilElinize sağlık...
canikom, kötü okullarda çalışan örtmenler de dahil mi bu emekçilere? eğer öyleyse beni de öpüyorsun demektir:) ki buna şapırt diye mukabele ederim. lakin "kadın günü", "erkek günü", "gay-lezbiyen günü", "emziren anneler günü", "ayda bir ishal olanlar günü" gibi günler "insan günü" çatısı altında toplanmadığı sürece ben hepsine küsüm, oynamıyorum.
YanıtlaSilsevgili aysema, teşekkür ederim. maalesef durum pek parlak değil ve yılda bir gün "hatırlayıp" birkaç kelimeyle özetlemek haricinde çok az şey yapılıyor her konuda olduğu gibi bunda da...
YanıtlaSiljoakom, "insan" günü kutlayıp da "insan" olamadıktan sonra kadın / erkek / o / bu / şu günleri kutlasak ne olur kutlamasak ne olur ve ayrıca "kutlamak" mı?? o nasıl oluyor vs vs vs demek istiyorum ben de sabahın bu saatinde - benim tepkim "kadınlar günü holeyholey bilmemnemağazasında tüm kozmetik ürünlerinde bugüne özel bilmemnekadar ek taksit aman hopdehey" mesajlarına cep telefonuma yağan. zaten, laf olsun beri gelsin... öperim.
Kadın olmak zor valla ne diyim, çoğu alanda böyle.
YanıtlaSilBülent Ersoy için bile kolay olmamıştır, operasyonlar vs... yok yok zor.