magic realism etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
magic realism etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2010 Salı

the person you have called cannot be reached at the moment

bazen aynada, bazen de en alakasız bir zamanda sadece hisle, kendi yüzümün ifadesinde senin bir fotoğrafını görüyorum.

son zamanlarda sık sık üstelik.


hoşnut değilim bu durumdan.


Görsel : M.C. Escher - Prickly Flower

8 Mayıs 2010 Cumartesi

okuyalım -8-

through the walls come horses screaming and cannon fire. either a brave, stubborn southern belle is trying to keep the union army from burning the apartment next door, or somebody's television is too loud.

down through the ceiling comes a fire siren and people screaming that we're supposed to ignore. then gunshots and tires squealing, sounds we have to pretend are okay. they don't mean anything. it's just television. an explosion vibrates down from the upstairs. a woman begs someone not to rape her. it's not real. it's just a movie. we're the culture that cried wolf.

these drama-holics. these peace-ophobics.


- chuck palahniuk / lullaby (ninni) - 

Görsel : Rob Gonsalves - Community Portrait

6 Eylül 2009 Pazar

oh be! çok şükür!

iple çektiğim haftasonunu çalışarak geçirdiğim için normalde sürünerek girmem gereken yeni haftaya uykulu ama bir o kadar da sakin ve rahat girmiş bulunuyorum. sebebi, yazın nihayet ve resmi olarak ardımızda kalmış olması, onun getirdiği bir "eve dönüş" hissi.

haziran doğumlu bir yaz çocuğu olmama rağmen, ömrüm boyunca yazdan çok hoşlanmadım. sıcakta bunalmak, güneşten rahatsız olmak, uzun günlerle ne yapacağını bilememek, karanlığı özlemek, vs... çok şükür şimdilik - bir dahaki yaza kadar - geride kaldı. arada bir kaç gün bastıracak o sıcak gene - çocukluğumda anlamlandıramadığım "pastırma" yazı :) - ama bileceğim ki sadece misafir, şöyle bir uğramış, gene serin ve ferah havaya bırakacak yerini ve geldiği gibi gidecek.

az önce kafamı kaldırıp camdan dışarı bakınca ve yağmuru görünce kapladı içimi o aylardır hissetmediğim huzur. dışarıda yağmur yağsın, benim görebildiğim mesafede olsun (istediğim an ya camdan elimi çıkartarak ya da bunaldığım anda dışarı çıkıp kendimi altına bırakarak hissedeyim damlalarını), müziğim çalsın istediğim gibi, ben de sakin sakin çalışayım. bir yandan da plan yapayım, hayal kurayım, isteyeyim ve olsun!



bu haftadan beklentim ve dahi isteğim budur.

görsel : rob gonsalves - autumn architecture

4 Nisan 2009 Cumartesi

:)

gözlerimizi kapattığımızda dünyanın kalanının - ne dünyası! kainatın ve her türlü varoluşun - aslında varolmadığına dair delice düşüncelere kapılırım bazen... tek olmadığıma eminim, zaten ilk benim aklıma düşmüş bir "tez" değil bu. ama yine de, ben bu fikri çok severim.

aslında hepsi kafamızda buna göre... aslında, gözümüzü kapattığımız anda varolan herşey birden "yok" olabiliyor.

"var" ve "yok" kavramlarını aynı cümle içerisinde kullanmak bile garip.

ama zaten, ne garip değil ki? özellikle de bugünlerde...

kendimize göre kesip biçtiğimiz bir kumaş gibi görmeyi seviyorum ben hayatı. olduğumuz kadarıyla var herşey. istediğimiz kadarına sahibiz. istemediklerimiz kadar kopabiliyoruz "gerçek" denilen naneden. kapımızı bacamızı kapatamasak da her zaman dışarıda olan bitene, bir gözümüzü kapatmak ya da kendimizi duvarla çevirmek kadar yakınız bir başınalığa...

bir çok mısra, bir çok satır, yüzlerce kitap ve sayısını bilemeyeceğim kadar insan var benim bu dediklerimi çok daha edebi ve geniş kapsamlı açıklamalarla anlatmış olan, biliyorum.

bu nedenle ben sadece, her canım sıkıldığında bakmaktan çok hoşlandığım bir rob gonsalves çalışması koymakla yetineceğim buraya.



hayat terzisiyim ben.
renkli kumaşlardan başka hiçbirşey yok elimde.
her rengin apayrı anlamı, her rengin apayrı duygusu var bana ulaşan.
her birinin bambaşka hikayeleri oluşuyor ben onları gönlüme göre biçtikçe. ve her biri bambaşka insanlar çıkartıyor içimden.
farklı şehirlerin farklı türkülerini barındırıyorum kalbimin her bir kıvrımında.
eksik olmuyor yağmur benim yolumdan - gökkuşağı molalarda...

Görsel : "A Change of Scenery" - Rob Gonsalves

21 Şubat 2009 Cumartesi

Kalbimden uzakta çok uzakta bir kurt öldü...

uludum uzun uzun, yandı canım.

yalnız kalmaya, kimsesiz olmaya bu denli meraklı oluşumun nedenlerini bulmaya çalışırken közün içinde kalan tek bir kor kaldığını bilememişim. hazır değilken elimi atmışım kalıntıların arasına, o tek bir tane koru yakalamış ellerim. sıkmışım avucumda sonsuza kadar kendimi yaralayacağımı düşünemeden. halbuki bıraksaymışım olduğu gibi, dokunmasaymışım, geçip gitseymişim yanıma kar kalacakmış gönül rahatlığı.

şimdi geç kaldım o sapak da kaçtı. köprüden geçmekten ve gişede geçmişle hesaplaşmaktan başka çare kalmadı. yapacak birşey yok...

imkansızlıklara tutkunluğumun sebeplerini artık bulmam lazım. fark ettim ki ben bunu çözmeden tek bir adım atamayacağım ileriye doğru.

aşk meşk değil, iş değil, aile desen hiç değil.

kendimle ilgili problemlerimi çözmem ve bırakıp gitmem lazım.

barışmalıyım. madem sırtımı döndüm beni besleyen acıya, kendime bir amaç bulmalıyım.

o sevdiği yalnızlığına gömmeliyim gönlümü. buğu banyosu yapmalıyım.

sonra gelirim.



*Başlık, Lale Müldür'ün "Buğu Banyosu" şiirindendir.
Görsel : Rob Gonsalves - White Blanket

21 Ocak 2009 Çarşamba

the aviator and her tuppence worth...



hem gitmek hem de kalmak kişinin neyi ne derece göze alabildiğine bağlıysa eğer... gitmek de lazım, kalmak da lazım.

gitmek mi lazım bilmem ama... gerektiği anda "gidebilecek" durumda olmak lazım, orası kesin.








(görsel : rob gonsalves - bedtime aviation)