haziran doğumlu bir yaz çocuğu olmama rağmen, ömrüm boyunca yazdan çok hoşlanmadım. sıcakta bunalmak, güneşten rahatsız olmak, uzun günlerle ne yapacağını bilememek, karanlığı özlemek, vs... çok şükür şimdilik - bir dahaki yaza kadar - geride kaldı. arada bir kaç gün bastıracak o sıcak gene - çocukluğumda anlamlandıramadığım "pastırma" yazı :) - ama bileceğim ki sadece misafir, şöyle bir uğramış, gene serin ve ferah havaya bırakacak yerini ve geldiği gibi gidecek.
az önce kafamı kaldırıp camdan dışarı bakınca ve yağmuru görünce kapladı içimi o aylardır hissetmediğim huzur. dışarıda yağmur yağsın, benim görebildiğim mesafede olsun (istediğim an ya camdan elimi çıkartarak ya da bunaldığım anda dışarı çıkıp kendimi altına bırakarak hissedeyim damlalarını), müziğim çalsın istediğim gibi, ben de sakin sakin çalışayım. bir yandan da plan yapayım, hayal kurayım, isteyeyim ve olsun!

bu haftadan beklentim ve dahi isteğim budur.
görsel : rob gonsalves - autumn architecture
Hakikaten de güzel oluyor böyle mevsim geçişlerindeki hafif yagmurlu serin günler. Benim son yıllarda gözlemlediğim şey İstanbul'un eylülünün ekimininden daha serin geçtiği. Yani pastırma yazı daha çok ekimde oluyor. 29 ekimlerde üstüme hırka bile almadan sokakta gezdiğimi çok iyi hatırlıyorum.
YanıtlaSilKış da güzel bir kış yapsın, kar yagsın kar tatili yapalim evde pijamalarla yayalim istiyorum eheheh
aynen öyle olsun:)
YanıtlaSil