6 Eylül 2009 Pazar

oh be! çok şükür!

iple çektiğim haftasonunu çalışarak geçirdiğim için normalde sürünerek girmem gereken yeni haftaya uykulu ama bir o kadar da sakin ve rahat girmiş bulunuyorum. sebebi, yazın nihayet ve resmi olarak ardımızda kalmış olması, onun getirdiği bir "eve dönüş" hissi.

haziran doğumlu bir yaz çocuğu olmama rağmen, ömrüm boyunca yazdan çok hoşlanmadım. sıcakta bunalmak, güneşten rahatsız olmak, uzun günlerle ne yapacağını bilememek, karanlığı özlemek, vs... çok şükür şimdilik - bir dahaki yaza kadar - geride kaldı. arada bir kaç gün bastıracak o sıcak gene - çocukluğumda anlamlandıramadığım "pastırma" yazı :) - ama bileceğim ki sadece misafir, şöyle bir uğramış, gene serin ve ferah havaya bırakacak yerini ve geldiği gibi gidecek.

az önce kafamı kaldırıp camdan dışarı bakınca ve yağmuru görünce kapladı içimi o aylardır hissetmediğim huzur. dışarıda yağmur yağsın, benim görebildiğim mesafede olsun (istediğim an ya camdan elimi çıkartarak ya da bunaldığım anda dışarı çıkıp kendimi altına bırakarak hissedeyim damlalarını), müziğim çalsın istediğim gibi, ben de sakin sakin çalışayım. bir yandan da plan yapayım, hayal kurayım, isteyeyim ve olsun!



bu haftadan beklentim ve dahi isteğim budur.

görsel : rob gonsalves - autumn architecture

2 yorum:

  1. Hakikaten de güzel oluyor böyle mevsim geçişlerindeki hafif yagmurlu serin günler. Benim son yıllarda gözlemlediğim şey İstanbul'un eylülünün ekimininden daha serin geçtiği. Yani pastırma yazı daha çok ekimde oluyor. 29 ekimlerde üstüme hırka bile almadan sokakta gezdiğimi çok iyi hatırlıyorum.
    Kış da güzel bir kış yapsın, kar yagsın kar tatili yapalim evde pijamalarla yayalim istiyorum eheheh

    YanıtlaSil