8 Mayıs 2010 Cumartesi

ANNE için "gizli" mektup.

belki en sevgi dolu, en duygusal anneler günü yazısı olmayacak bu. ama en içten yazım olacağı bir gerçek. üstelik bu yazıyı anneme okutup okutmamak konusunda da kararsızım, blogumu takip etmiyor oluşu bir nevi özgürlük benim için, ufacık ama kurtarılmış alanım burası benim. bu mektup - şimdilik - burada dursun.

annem,

hayatının son 33 yılının her gününü bizleri düşünerek, bizler için bir şeyler yaparak, ya bizler için endişelenerek ya da bir şeyleri toparlamaya çalışarak geçirdiğini biliyorum. her zaman çok iyi anlaştığımız söylenemez elbet...

çocukluğumda ya da ilk gençliğimde debelendiğimiz kadar çok debelenmiyoruz artık belki son zamanlarda (eh, tabii artık eskisi kadar asi değilim, kendime bir şeyler katabilmek adına içimden birçok şeyi atmak zorunda kaldım) ancak daha farklı çekişmeler ve daha farklı sıkıntılar yaşıyoruz ara ara... zor tabii, yetişkin iki kadının aynı evde bir arada yaşaması ve ortak bir düzen oluşturmaya çalışması. ama idare ediyoruz gene de, değil mi? üstelik akranımız birçok anne-kız ikilisinden daha iyi durumdayız :)

pek "diğer" anneler gibi olmadın sen, yapın müsaade etmedi biliyorum. hep bildik senin orada olacağını ve bizi her şeyin üzerinde tuttuğunu ama yavrusunu şahin gören kuzgun değildin, hiç olmadın. bu saatten sonra da olacak değilsin. herkes çocuğunun ayıbını kapatıp güçlü yönlerini parlatıp olmayan özellikleriyle övünürken, sen bizim başarılarımızı hep zaten olması gereken olarak gördüğün için tökezlediğimiz zamanların üstüne gittin ve hep onları soktun gözümüze. bunu en iyi niyetle, bizleri daha ileri götürmek için, daha sana benzer olalım diye, daha "doğru" insanlar olalım diye yaptın, biliyorum. ama çok yoruldun, bir o kadar da yordun. çok kızdım sana zaman zaman. ama şimdi, anlıyorum ben seni. her zaman katılmıyorum belki, ama anlıyorum.



çok emin değilim ne kadar sevildiğini bilip bilmediğin konusunda... çok istediğin gibi evlatlar olamadık belki senin için, ama seni çok sevdiğimizden kuşkun olmasın isterdim bu anneler gününde. hediye ya da yemek ya da çiçek günü olduğu için değil, sen olduğun için, sadece anne olduğun için değil, bir insan ve bir kadın olduğun için.

evet, sana "en kıymetlimizsin" derken laf olsun diye demedik biz bunu. öylesin.

derler ki, "bir insan kaç yaşında olursa olsun annesi hayatta olduğu sürece çocuktur ve ancak onu kaybettiğinde gerçekten büyür - büyümek zorunda kalır çünkü artık birisinin evladı değildir bu dünyada".

daha çok uzun yıllar "çocuk" olmayı, senin evladın kalmayı umuyorum.

1 yorum:

  1. Aslıcım çok güzel, çok içten bir yazı yazmışsın, gözlerim yaşardı..

    YanıtlaSil