19 Mayıs 2010 Çarşamba

we lied to each other so much that in nothing we trust...*

haftanın orta yerindeki tatil gününün tam orta yerindeki saatlerde - sabahın erken saatinde uyanmama rağmen - hala dağınık olan odamda köşeye koyduğum koltuğa oturup ayaklarımı uzatıp megadeth'in nispeten eski şarkılarını çalarak sersem gibi oturur buldum kendimi şimdi.


kişisel olarak beynimi mıncıklayan şey : bir şeyi hem çok istemek hem de bir şekilde hiç istememek - ya da en azından gerçekleşmemesi için elinden geleni yapmak - çok enteresan bir durum. çözemiyorum. çözmesem de olur belki, kim bilir...

yurt genelinde yüreğime batan olay : zonguldak'ta 30 can mahsur kaldı. yakınlarının hala ve her şeye rağmen umutla bekleyişte olduklarını biliyorum (hoş son 1 saat içinde bir gelişme olduysa duymadım ve görmedim o nedenle geriden geliyor da olabilirim) ama bende ne iyimserlik var bu konuda ne de umut. bir 30 can daha gitti meçhule değil mi? sorun değil aslında, zira her aile 3 çocuk yapacak ve kısa sürede "açık" kapanacak değil mi? gerek yok hiç bir şartı iyileştirmeye, nasılsa gidenlerin yerine misli misli insan doğurulacak değil mi? o zaman, sorun yok... değil mi?

sen aklımı koru! ben koruyamıyorum, çok enteresan zamanlarda yaşıyoruz.

* birbirimize o kadar yalan söyledik ki hiçbir şeye güvenmiyoruz demiş megadeth. gidin dinleyin : http://fizy.com/s/151lu1

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder