20 Nisan 2010 Salı

nitelik bahane, nicelik şahane!!!


gün geçmesin ki bir yakınım bana dert yandığım herhangi bir konuda aşağıdaki cevaplardan birini yapıştırmasın :

"siz avrupa'da böyle görmediniz tabii aslı hanım"

"burayı avropa sandın herhalde aslı!"

"sen avrupa'da yapabilirsin anca bunu - burada sökmez"

"evropa'da mı doğdun lan annenden!? kendine gel burası türkiye"

hayır yani dert yandığım şeyler de çok ahım şahım konular değildir, hani neden uzay çağını bir türlü "bizler"in yakalayamadığı ya da herhangi bir bilim dalında neden öncü bir kuram geliştiremediğimiz gibi can alıcı sorular sormam çevreme (ki aslında istesem sorabilirim de, zira bizim ülkemizde de gayet kafası çalışan, sorular soran, sorgulayan, güzel güzel düşünen insanların - azınlık da olsalar - var olduğuna eminim). benim dertlerim daha çok yollardaki absürd asfalt yamaları, 4 yıl içerisinde 10 kere kazılıp kapatılan sonra gene kazılan, gene kapatılan, gene kazılan aynı cadde(ler), bir ton işsiz varken ortaya çıkıp da konuşmalarıyla herkesi (herkes değil elbet, küçük bir kısmı) dellendiren ve mırıldandıran bir başbakan gibi daha ufak ve gündelik konulardadır.

her bir gıkımda suratıma yediğim avrupa şamarından olsa gerek, artık ben de sustum, kendi içime gömüyorum homurtularımı. hayır yani avrupa meraklısı bir burjuva olsam, ya da en azından ben de bir çok aklı çalışan akranım gibi "hayat mı var lan burada basayım gideyim avrupa'ya" diye düşünüp kapağı dışarı atma isteğini içimde büyütsem ya da en azından "avrupa'lıdır, ne yapsa doğrudur" diye bir düsturu kendime rehber edinsem içim yanmayacak.

ancak hiç biri değil! yeminle değil iki gözüm önüme aksın. kader beni attı o çok matah avrupa'da okudum, suçum değil, ben istemedim bile. gelmeyin üstüme! gittim gördüm geldim. üstelik de o kadar meraksızmışım ki oralara, son final sınavımdan çıkıp direkt bara kutlamaya oradan da havalimanına uçağa koşturdum. genç ve toydum tabii, yahu dedim kendi kendime, ne diye dışarılarda çalışıp yabancı ekonomilere katkıda bulunayım? giderim ülkeme misler gibi çalışır ülkemin geleceğine faydalı olurum.

ve evet, şimdi ben de, aynen bunu okuyan her okur gibi kendime kaba etlerimle gülüyorum. yerlerde yuvarlanarak kahkaha atasım var üstelik.

ama yine de fikrim değişmedi. hala aynı şeyi düşünüyorum - yani dışarıda olmaktansa burada olmayı tercih ediyorum. ama bu sefer sebebim farklı : ekonomik katkıymış oymuş buymuş umurum değil. nasılsa ülke ekonomisinden çok hükümet hanedanı ekonomisine katkıda bulunuyorum misli misli bu ülkenin bir bordrolu çalışanı olarak. ama ben tembelleştim ve daha kayıtsız / umursamaz oldum (umarsız değil! umursamaz - bunu karıştırmayın gıcık oluyorum gördükçe!) zira artık diyorum ki her yer aynı bizim gibi yetiştirilmiş insanlar için.

çünkü...

aile terbiyemiz, okulda aldığımız eğitimimiz, beyinlerimize sürekli olarak kakılan tek şey şu :

niceliktir önemli olan, nitelik değil!

önemli olan 3 çocuk yapmaktır en az, yoksa mühendisler, bilim insanları, öğretmenler yetiştirmek değil!

önemli olan ideolojileri ve tarihleri ve kişileri ezberlemek ve gerektiğinde papağan gibi tekrarlamaktır, yoksa altında yatanları anlamak, sebep-sonuç ilişkilerini kavramak ve bunlardan ders çıkartmak değil!

önemli olan tüketmek ve tüketmek ve tüketmektir, yoksa çalışmak, üretmek, ortaya bir şeyler koyup iki adım ileriye gitmek değil!

nitelik gerekli değildir, niteliklerimizi artırmamız ve daha insan olmamız gerekli değildir. daha çok insan olalım yeter! daha iyi tüketir, daha iyi yönetiliriz.


Görsel : konumuzla ilgisi yok, NTVMSNBS arşivinden, 2005 yılından kalma ve “en kalabalık halkoyunları gösterisi” için guinness rekorlar kitabı’na aday olan burdur’da rekor denemesi 20.328 kişinin yöresel “teke zortlatması” oyununu aynı anda oynamaya çalıştığı güne aittir.

4 yorum:

  1. evropa görmüş insanın hali de başka oluyor canım:)))
    (sen zahmet etme ben zopayı kendim vururum kendime:)

    YanıtlaSil
  2. Madem Avrupa değil burası, madem benchmark olarak oarayı almıyoruz. O zaman ne diye bir Avrupa takımını yendiğimiz anda yirmi yıldır sokaklara dökülmekten sıkılmadık ? Ve Avrupa Avrupa duy sesimizi bu gelen Türklerin ayaksesleri marşını da Mozart mı besteledi ?

    YanıtlaSil
  3. Bir geyik gelsin benden de, aklıma geldi yazıyı görünce, çok gülüyorum: "Avrupa'da 21.00 da hayat bitiyor abicim !!!"

    YanıtlaSil
  4. avrupa'da teke zortlatması olmadığı için bu konuda daha fazla konuşmak istemiyorum :P=

    YanıtlaSil