derinden duyuyorum kafamın içinde, çok eskide kalmış bir şarkının aklımda yer etmiş bir minik tınısını... düşündükçe hatırlıyorum, zorladıkça görüyorum, unuttuğumu sandığım neler neler resmigeçitte şimdi karşımda. bir çoğu paylaşılmış inatla döve döve, zorla, kerpetenle çekerek, tüm kuvvetle iterek. ama çok sivri bir köşemiz, ucu yanmış kapkara bir yanımız kalmış kendimize hep, içten içe tütmüş, öyle ki ise bulamış her yanımızı. biz bile bilmemişiz. bilmemek işimize gelmiş.
hep uzaktan izlemişiz, yorulursa el atmak üzere. sıkılınca "ha gayret" demek için. ama bilmemişiz ki zamanla gözlerimiz bozulurmuş, miyop bir kez sızdı mı bünyeye, uzaktan izlediğimizde görmemiz gittikçe zorlaşırmış. ses edilmeden artık anlamazmışız bazı şeyleri.
çünkü biz, sesimiz kısılsa da artık, yaş alsak ve bir çok şeyi "öğrensek" de geçen zaman içinde, hala aynı nakaratla dans edermişiz. içimizden geçer gidermiş ve yine de anlamazdan gelirmişiz.
yakın olmak için uzak dur benden.
* kitaplığımdan gözüme çarpan bir başlıktan başka sadece tek bir anlamı var...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder