6 Ağustos 2009 Perşembe

akut çalışma isteği...

...hissettiğim zamanlarda durup iki nefes alıyorum geçiyor. mesela tam da şimdi olduğu gibi - yığınla iş var, iveğenlikle yapılması gereken ancak bizimkinde tık yok, umuru değil iş güç, onun yerine laylayda loyloyda..!

diyeceğim şu ki;

uzun zamandır geceleri çektiğim uyuyamama ve akabinde haliyle sabahları uyanamama sıkıntım nedeniyle, dün akşam servis şoförümüze "bey amca beni yarın sabah almasın, ben kendi imkanlarımla teşrif edeceğim şirkete" mesajını uçurarak sabah saat kurmadan, allah ne verdiyse uyur sonrasında da uyanıp işe giderim diye düşünerek gece girdim yatağa.

sabah uyanma vakti = 6!!

hey allahım sen aklımı koru, sabah 6'da gerçekten uyanmam gerektiğinde mümkün değil yataktan çıkamayan ve hep bir koşturmaca içinde servise yetişen ben, bu zorunluluk ortadan kalktığı anda dimdik ve dinç ve enerjik bir şekilde ayaktayım.

inatla uyumaya çalışmak da anlamsız, bir saat sağa döndüm sola döndüm en sonunda 7de yataktan çıktım. uzun bir kahve keyfi yapayım dedim, alışmışım sabah koşturmasında dilimi damağımı yaka yaka o kahveyi içmeye ya, işte kahve de 15 dakikada bitti. e o zaman ben sakin sakin hazırlanayım, güzel bir makyaj yapayım, bugünün şerefine etek metek giyeyim, kız çocuğu olduğumu hatırlasınlar şirkettekiler diye iyi niyetle düşünerek geçtim aynanın karşısına... e makyaj hemen halloldu çıktı aradan, hala evde oyalanma isteğiyle "hazırsın kızım işte kalk git işine, işleyen demir pas tutmaz" vicdani dürtüklemesi arasında gidip geliyorum.

televizyona bakayım en iyisi... hah tamam, "eşref saati" dizisi var, kabadayıları severiz, izleyelim... (kafada dönüp duran ses : mesai başladı, sorumluluğunu bil, işine git, işine git, işine git). kafadaki ses bünyede huzursuzluk yaratıyor tabii...

kalktım işe gelmeye.

etek giydiğini unutup merdivenlerden ceylan gibi sekerek inmeyeceksin, bunu bileceksin artık kaç yaşına geldin! o etek uzun, o etek bol, o etek bacaklarına dolanır, o etek seni düşürür!!... diye düşünseydim önceden bir saniye dahi durarak, o zaman patates çuvalı gibi yuvarlanmazdım 6-7 basamak herhalde.

8de başlayan mesaiyi sallayıp kendime bir sabah hediye etmeye kalkan bendeniz, 9'a çeyrek kala işteydim işte.

demek ki neymiş?
benden tembel olmazmış.
ben ancak zorunluluk olduğunda yetişemiyormuşum.
üstelik zorlama olunca geç kalmayı dahi beceremeyip erken davranıyormuşum.

iveğen miyim neyim?

akut = iveğen (demekmiş, tdk öyle diyor. iveğen kelimesini de yeni öğrenmiş bulunuyorum, "aceleci" demekmiş aynı zamanda. bundan sonra sıklıkla kullanacağım, bana "leğen"i çağrıştırdı, "leğen" kelimesini çok severim).

3 yorum:

  1. resmiyete dökmek te lokma dökmeyi çağrıştırmıştı sana di mi:)

    geçmiş olsun çürük morluk sıyrık vs var mı?

    YanıtlaSil
  2. annem sen pantolonla bile düşüyorsun. etek nene gerek:) geçmiş olsun. bu sefer kafayı vurmadın umarım aslım.

    not: iveğenden nefret ettim. leğenden de nefret ederim zaten:)

    YanıtlaSil
  3. yok yok kafayı vurmadım usturuplu düştüm ama ve lakin yine de bacakta ve kolda bir iki sararma ve morarma ve yeşermeden kurtaramadım :)

    ve kabus gibi bu sabah gene uyanamadım gene koşturmacalara kaldım. şaka gibi yahu, disipline olmuyor bu bünye benimle oyun oynuyor!!

    ve de sanırım bugün işten erken kaçacağım çünkü ayakta duracak halim yok, hasta oluyor da olabilirim - şefkat istiyorummmm

    YanıtlaSil