18 Haziran 2009 Perşembe

alone but not lonely...

çok sevdiğim bir şarkıydı lise yıllarında suede'in "the 2 of us"ı... yıllardır dinlememiştim ve bugün alakasız bir şekilde aklıma geldi. dinlerken de acayip acayip fikirler üşüştü kafama o zamanlara dair.

abuk bir çocuktum ben, severdim olmadığım biri gibi davranmayı. örneğin "neee erkek arkadaşım mı?! kodum mu oturur ben bildiğimi yaparım" diye caka satar ama gözlerim o pek sevdiğimin gözlerine değdi mi dünyayı unutuverirdim, öyle de bir aklıevveldim! kalbim kırılmazmış gibi davranırdım, ama arada tabii kırılırdı o kalp ve ben "peheeey bana bişi olmaz sen şimdi beni üzdün mü sanırsın vre gafil? sana gerçekten ihtiyacım olduğunu mu sanırsın" diye omuz silker yoluma devam ederdim. paylaşmaya, anlatmaya, göstermeye karşı gönülsüzlüğüm nedeniyle çok insanı harcamışımdır.

sonuç olarak ne oldu? çözümlenmemiş türlü yumrular dizildi boğazıma, zürafa gibi uzadı boynum, uzaklarda neler olabileceğini net bir şekilde görebilir ama tepki vermez bir insan oldum. ama öylesine "ben" oldu ki bu insan, şikayet edecek birşey kalmadı geriye. ara sıra, parça parça atıyorum yumruları parçalayıp şimdi, 30lu yaşlarımda. büyüyorum. :)

velhasılıkelam, aslında the 2 of us'ın videosunu bulayım da koyayım dedim ama yutup haricinde bulamadım (başbakan giriyor olsa da hala herkes giremiyor o siteye) o nedenle de koymadım, onun yerine bir diğer en pek çok sevdiğim şarkıyı koyuverdim:



çok tutarlılık aramamak lazım insanda! :)

2 yorum:

  1. önce yapıp sonra yıkıyoruz hep:) belediyeden kaldırım ya da park ihalesi mi aldık nedir?

    YanıtlaSil
  2. yapboz tadında bir hayat işte... sıkıntıya yer yok... :P

    ya o değil de, tam da bu dediğimle ilgili (şu "yalnızlık" konusu hani) bu sabah mülksüzler'de okuduğum bir paragraf var ki (daha önce okuduğum zaman bu kadar etki etmemişti bana)herşeyi yerine cuk oturttu :)

    bir ara yazayım buraya da...

    YanıtlaSil