çok güzel bir haftasonu bekliyor olsa da beni, artık haziran'ın bitmesine bir kaç gün kala, ilk kez bir haziran ayından nefret ettiğimi fark ettim bu yıl. ve tamamiyle kendi hatam yüzünden.
işle ilgili bir konuda - tamamiyle bilgisizlikten (aslında tembellikten, kendine fazla güvenmekten ve çok iyimser olmaktan) ötürü sağlam bir belaya soktum kendimi. dönüp dolaşıyorum ama temizleyemiyorum. ve hatta haziran'ın başından beri bununla debeleniyorum ve az önce öğrendiğime göre yarattığım keşmekeşin çözülmesi en iyi ihtimalle gene 10 günü bulacakmış.
yarın müşterimi arayıp dürüstçe durumu anlatmam, sonrasında da artık başıma geleceklere katlanmam lazım. en kötü ihtimal siparişi iptal etmesi olur ki bu berbat bir ihtimal... o durumda ne yaparım onu yarın düşünürüm diyorum. ama içimden bir ses siparişi iptal etmeyeceğini, bunun yerine bana hayatımın en zor telefon görüşmesini yaptırtacağını söylüyor.
bugün kandil... bunca yıl sonra bu akşam bunun için dua etsem acaba kabul edilir mi?
manyak gibi hissediyorum kendimi işle ilgili bir konuda kendime bu kadar işkence yapıyor olmamdan ötürü. ama bir ay çok uzun bir süre ya böyle sürüncemede bir şeyin sıkıntısını kendi hatandan ötürü çekmen için kardeşim!
bir hallolsa... kendimi alkole vurasım ve patlayana kadar içesim, herşeyi unutasım var.
annem sürekli konuşuyor... çok ilginç aslında, bir insan dinlenmediğini bile bile, karşısındakinin başka bir konuyla ilgilenmekte olduğunu ve aslında kafasının bambaşka birşeyle meşgul olduğunu göre göre daldan dala atlayarak konuşur mu? bu kadar büyük bir ihtiyaç mıdır konuşmak da karşındakinin aslında duymuyor olması önem taşımıyor? ya da sadece "umurumda değilsin" mesajı mıdır verilen? hani "benim konuşasım var ve senin keyfin yoksa şansına küs, istesen de istemesen de dinleyeceksin" durumu mudur içinde bulunduğum böyle?
şimdi tadım yok ya, her halt batar bana.
bence şimdi ben de herkes gibiyim... (!)
daha önce ne badireler atlattın sen orada. gerçi onlarda senin payın yoktu ama olsun. bu da çözülür eminim.
YanıtlaSilanne meselesine gelince, bence bu tamamen ihtiyaç. hani çişin gelince gözün kimseyi görmez, tek hedef tuvalettir ya, aynı şey. bende de aynı model bir hala var da oradan biliyorum. hatta en sonunda bana "sen ne biçim insansın, hiç konuşmuyorsun" demişti:) "ben insan değilim ki" demek dilimin ucuna kadar gelmişti ama babam da vardı ortamda, gerilmeyelim diye diyemedim.