aldım bir kahve koydum önüme. kepenkleri şöyle az biraz açtım, karşı binadaki tantunici çırakları o kadar da görmesin odanın içini ama ben yine de yağmuru duyabileyim ve hissedebileyim. karanlık neredeyse odanın içi, iki saniye önce kendini bezgin ve kızgın hisseden ben değilim sanki, fur elise çalıyor bir yandan, ondan hemen sonra haydn'in trompet konçertosuyla biraz neşemizi bulacağız kendim ve ben.
sabah 10'dan beri yalnız kalmaya çalışıyorum... henüz hala mümkün olmadı. annecim (allah uzun ömür versin) bu sabah yatağından "bugün her türlü şımaracağım, bir haftadır çok yoğun çalışan ve beyni lor peynirine dönmüş kızım uzun zamandır ilk defa evde ve kendine vakit ayırabilecek durumda o nedenle ona bunu çok görmem ve sürekli konuşmam ve çok ilgi istemem lazım" diye düşünerek kararlı bir şekilde kalkmış olmalı.
ama ben çok yorgunum... öyle ki, yazdığım kelimeleri düşünmeden parmak uçlarımdan klavyeye döküyor ve geriye dönüp bakmıyorum dahi.
böyle yağmurlu günlerde o kadar özlüyorum ki yalnızlığımı. ufacık tefecik minicik eski evimde, yerde pembeli mavili halısı, bir köşede ikili kanepesi, kitaplığı ve ufacık mutfak masasıyla kendini salon sanan odada bir köşeye kıvırılıp dışarıdaki ağacı seyretmeyi, sessizliğe doymayı, kimseye dert anlatmak zorunda olmamayı, kendimle olmayı arıyorum en çok. basit bir aritmatik hesapla kaç yıl geride kaldığını her seferinde aynı dehşetle farkediyorum. ve her seferinde aynı öfkeyle "ne bu ama herkes gider mersine ben giderim tersine" diye söyleniyorum.
aslında en kolayı kendini kader kurbanı tertemiz zavallı kişi görmek ama onu da aşalı çok uzun zaman oldu ve o güvenli sığınak da tuzla buz oldu kendimi tanıma ve kabul etme pratikleri sonucunda.
ve ben, bir kez daha, tam hızımı almaya yaklaşırken cümledeki bir kelimeye takılıp tüm hevesimi kaybederek yazdıklarımdan soğudum ve susuyorum. halbuki bakmayacaktım önceki cümlelere.
dün geceki şirket yemeğini, yağmurlu nevizade'yi, sarhoş olan montaj teknisyenimizi, yaptırdığım harika pastayı ve türlü komiklikleri yazmaya oturduğum şu blog amacından daha fazla uzağa düşemezdi - bitti.
bence sen "oooohhh, yarın kafa dinleyeceğim" gibi cümleleri aklından bile geçirme. ü. teyzem anında algılıyor sanki. düşünmeden yaşa, emrivaki olsun:)
YanıtlaSilşaka bir yana, biliyorsun bir evin olduğunu. ben görünmezlik pelerinimi takarım olur biter.
ve dün akşamki yemeği unuttum yahu ben:( gerçi gelemeyecektim ama en azından gelemeyeceğimi haber versem iyi olurmuş. görüldüğü gibi benden refakatçi, kavalye, dam filan olmaz windy.
not: ü. teyzeme selamlar, öpücükler:)
ü.teyzeni sana göndereyim de gör sen gününü :P
YanıtlaSilöptümdür adınıza efem... :)
aslına bakarsan son bir kaç saattir ayaklanıyorum, diyorum "gideyim ben bir hava alayım, muallakta düşlerde ve arafta ruhumun kardeşiyle buluşayım kitabını ona ulaştırayım bir kahve içeyim sonra bir ara kalkıp eve döneyim" ama sonra kulağımın teee içindeki kaşıntı, omuzlarımdaki sızlama ve kafamdaki gümbürtü beni gene eve bağlıyor. yatıp uyumak ilaçtır dedim, şimdi onu uygulayacağım :)
fakat, yarın sabah uyandığımda seni arayacağımdır, eğer ben iyi olusam ve sen de evde ve uyanık olursan ben ve iki adet simit geleceğimdir. aksi takdirde artık bir zahmet seni bekleyeceğim hasta ziyaretine keh kih kıh.
bu arada, dün geceye gelince, ben de özellikle hatırlatmadım aslına bakarsan, zaten gelebilecek olsaydın gelirdin diye. hiç merak etme, ben sana anlatırım daha sonra, cins bir geceydi bir ara yangın var diye bağıracaktım :))
hadi öptüm çok çok mujuks
yahu sen ne ara yataktan çıkmak istemeyecek kadar hastalandın? dün de konuştuk oysa ki:((
YanıtlaSilyarını pas geçeceğiz canım, ü. teyzemin bendeki versiyonu yuvasına dönüş yaptı. ona gidip çeviri konusunda her zamanki azarlarımı işitip şişmeliyim, kavga etmeden dönmeyi başarabilmeliyim. acı yok edriyııııın modundayım halihazırda.
ve fakat arayacağımdır seni yarın. yanyollar yapalım, metrobüs geçsin.
valla boyle sakin huzurlu bir yazi cal oynasin havasindan daha hos geldi bana. Sakinlik dinginlik, yagmur sesi dinleme hakki, yalnizligin keyfini surmek her zaman depresyonun habercisi olmak zorunda degil iste bakiniz ne guzel de yazmissin.
YanıtlaSilblog yazmaya özeniyorum, yaptıklarımı gördüklerimi yediklerimi içtiklerimi ballandırarak anlatayım diyorum ama sonra bir kelimeyle ne diyarlara gidiyorum bir bilsen uyumsuz... artık allah ne verdiyse hep birlikte yiyoruz :)
YanıtlaSilyağmura bayılıyorum... hatta beni bir tek yağmur sakinleştirebiliyor sanırsam!
Valla ben de yagmurun delisi oldum. Dışarıda üşeyen birileri var mıdır acaba düşüncesine teslim olmazsam acayip seviniyorum gri gökyüzünü görünce. Hele günlerden cumartesi ya da pazarsa oh ne ala :)
YanıtlaSil