29 Aralık 2008 Pazartesi

darmadağınık bir pazartesi ve Karōshi'nin yazısı...

Karōshi öyle bir yazı yazmış ki... allak bullak etti beni zaten tatsız başladığım günün daha erkence saatlerinde... buraya taşımamın onun açısından sorun yaratmayacağını düşünerek (umarak) taşıyıverdim.

aslında pek anlamı yok nerelere taşıdığımın şurada, kafamda her yere taşıyorum ya, o yeter aslında bana. bazen vicdanı ve insanlığı sorguluyorum ama, çıkamıyorum içinden.

görüyorum ki biz aslında "savaş"ın ne olduğunu teknik ve romantik tanımından öteye kavrayamamışız. halbuki nasıl da sancılı bir coğrafyada yaşıyoruz. anlayamıyorum ki biz "nasıl" böyle olduk (saf mıyım? safım... saf kalmaya delice bir çabayla uğraşıyorum).

velhasıl, kafam basmıyor işte. o kadar.

fakat aslında biliyorum... biliyorum ki, savaşı yaşamadıysa bir birey... kalmadıysa ortasında bir yerde... şahit olmadıysa kayıplara ve lanete... savaş sadece televizyonda simultane tercüme eşliğinde düşen bombaların yeşil kıvılcımlarını seyretmekse, o zaman normaldir kahramanlık türküleri ve romantik hikayelerle anması savaşı.

birileri, başka birilerinin ülkeleri, evleri, paraları, canları, hayatları üzerinden paralar kazanıyor.

savaş artık sadece budur ve bundan azı da çoğu da değildir.

bu arada tepelerine evleri mi yıkılmış insanların? sevdikleri, yakınları mı ölmüş, öldürülmüş?

önemli değil... savaş kaybı işte. zaiyat.

bonus puan.

3 yorum:

  1. Sorun olur mu hiç .. Asla.. ki senin yazıma yazdığın o yorum ve şu an blogundaki yazın.. benim eksik bıraktıklarımı çok iyi tamamlamış.. Hep denir ya hani.. ALIŞTIRILDIK; öyle alıştırıldık ki bize TVlerde gösterilenlere ve okuduklarımıza.. artık hiç fark etmiyoruz yani görüş açımıza bile girmiyor çekilen acılar.. Brecht'in yabancılaştırma efektini bilir misin acaba.. Sanırım o gerekli insanlara.. Öyle bir şey lazım ki bu gördüklerinin hayal ya da film olmadığını "gerçeğin" ta kendisi olduğunun bilincine varsınlar... Yüreğine sağlık..

    YanıtlaSil
  2. wag the dog
    whip the dog
    kill the dog
    skandallll (ince l)

    ört üstünü, bir şey bul örtecek, çabuk çabuk çabuk!

    kapat gözlerini görmek istemediklerine, çabuk çabuk çabuk!

    ölüler görürler gerçeği. biz hala yaşıyoruz. ölelim hadi, çabuk çabuk çabuk!

    YanıtlaSil
  3. boşa değil yani onca "sistemsizlik", onca "kafa karıştırmacılık", onca "hamdolsunculuk". amaca hizmet... yılların yatırımlarının meyveleri alınmaya başlanmışken daha yeni yeni, kimdir "izin" verecek olan bizlerin silkinmesine, çok emin değilim...

    bop için ha gözümüzü kapamış kulağımızı tıkamışız ha ölmüşüz ne olacak, maksat amaca hizmet...

    ve Karōshi: teşekkür ederim. asıl senin yüreğine, kalemine, kelimelerine sağlık...!

    son olarak, gripin'den bir alıntıyla:

    "kanla karışık yağmur bastırdı, can aldı"*


    * gripin - baba mesleği.

    YanıtlaSil