
kabuk bağladıktan sonra yaran, bir çeşit gülümseme yerleşecek gene dudaklarına. pozitif böcek olmayacaksın belki uzunca bir süre ama sağlam basacak ayakların yere.
sana baktıkları zaman, gözlerindeki ifadeyi kaçırırlarsa eğer, herşey olağan gözükecek dışarıdan, konuşacaksın güleceksin paylaşacaksın birşeyler kendince. ama hep belli bir mesafeden... önce buna akıl erdiremeyecekler. sonra göreceksin sana yaklaşmak isteyip de etrafındaki kalkana çarpıp da geri seken insanların yüzlerindeki şaşkın ifadeyi. çarpacak onları senin duruşun.
o zaman kavrayacaksın sen de neye dönüştüğünü bunca hengamenin arasında. geleceksin kendine.
geçmiş olsun.
böylesi belki de daha iyi.
resim : frida kahlo "the little deer" 1946
resim : frida kahlo "the little deer" 1946
O rönesans tarzı resmi nerede buldun bakayım sen? Geyik desen kafası tuhaf, insan desen ok yemiş... yok olmadı.
YanıtlaSilDerinlerde sessizce patlayan bir atom bombası sarsar insanı... Radyoaktif etki köşe bucak içindeki seni arar, elbette ki hemencecik yakalar, kimyanı alt-üst eder. Dışarıdan bakıldığında sen hala "sensindir" başkaları için, ama bir yandan da "çok değişti bu aralar" denildiğini bilirsin, tahmin edersin. "Çok değişti."
YanıtlaSilGözlerin parlamıyordur artık, gülümsemen gülümsemekten başka her şeye benzer. Patlama sonrası ruhunun izotopları bozulur, onlar da isyan ederler bu duruma. Yapabilecekleri bir halt yoktur aslında, B-52 tam kalbine bırakmıştır infilak tohumunu, vurur seni onikiden... Ve sonra Metallica gelir aklına, önce eskilerden bir parça;
"I was me but now he's gone."
Bir süre geçer, tedavi oldu zannedersin yazında bahsettiğin o yara, sanırsın ki ilaçtır zaman.
Ama farkedersin birden, zaman sadece bir mahluktur senin gibi, ve o da acı çeker. Gene devreye girer Metallica:
"Love is a four-letter word
And never spoken here
Love is a four-letter word
Here in this prison
I suffer this no longer,
I’ll put an end to this I swear
This I SWEAR!"
Esas ıstırap ise, güneşin hala doğudan doğduğunu, batıdan battığı gördüğünde yaşadığı duygudur insanın. The Doors gibi
"I wanna see it painted, painted black
Black as night, black as coal
I wanna see the sun blotted out from the sky
I wanna see it painted, painted, painted, painted black"
diye mırıldanırsın.
Ama senin içinde patlayan atom bombası ve senin içinde yüzdüğün zift havuzu, aslında hiç kimsenin umurunda değildir.
En fazla ilgileri, iki dakika senin için endişeniyor gibi yapmalarından ibarettir, bunu farkedersin. Onlara kızarsın. Yalnızlığına kızarsın. Atom bombasına kızarsın. Başkalarının pırıltılı güneşine kızarsın. O güneşin senin güneşin olmamasına kızarsın. Senin olmasını dilemediğin için kendine de kızarsın. Artık hiç bir şey isteyemediğini idrak eder, isteme fiiline de kızarsın... İsyan, ümitsizlik, öfke, nefret. gözlerinde yaşar, cebinden taşar, paçalarından akar.
Ne zamana kadar?
Bir gün bir başka B-52, kalbinin semalarında daireler çizmeye başlar.
Zaman da mahluktur gerçekten, acı çeker seninle onca vakit, ve artık müdahale eder duruma: Bir başka bomba bırakır ve o süreçte inşa ettiğin derme çatma barakaları, cifir kanalları, şeytani gargoylelerle süslü karanlık tapınakları 'güzel bir atom bombasıyla' dümdüz eder bu defa...
"Ne zaman?" diye sorma...
"Zamanı gelince" derim sana.
Ve susarım.
Om.
supernaut :
YanıtlaSilbir kitap oku bir sergiye git bir film izle aaaaa...! frida kahlo'ya saygımız sonsuz diyor seni başak'ın maharetleri ellerine teslim ediyorum, seni azıcık sofistikeleştirsin :P
("sofistikleştirsin" garip kelime...)
no more virgilius:
öyle ya...
ta ki en sonunda mırıldandığın tüm şarkılar sona erdiğinde farkedersin kendi gerçeğini sen de:
"in my own ashes i am standing without a soul..."
(opeth - to bid you farewell)
"oui, c'est moi, la Solitaire,
YanıtlaSilo oyunu kuran da oynayan da benim..."
virgilius'un B-52'leri gibi, yalnızlık da iki yük taşıyor karnında. yıkıcı ve yapıcı. ikisi de güzel. çünkü "dönüşüm" doğru kelime. yıkılmazsan yapamazsın, yapamazsan yıkılacak bir şeyin olmaz, o zaman koruma duygunu kaybedersin, koruyacağın bir şey olmadığında emek vermezsin, emek vermediğinde sonuç almazsın, sonuç almadığında... kısırsın.
toprağımız bereketli olsun...
alıntıda hata yapmışım.
YanıtlaSil"oui, c'est moi, la Solitaire,
o yalnızlık oyununu kuran da oynayan da benim..." olacaktı
supernaut :
YanıtlaSilbir kitap oku bir sergiye git bir film izle aaaaa...! frida kahlo'ya saygımız sonsuz diyor seni başak'ın maharetleri ellerine teslim ediyorum, seni azıcık sofistikeleştirsin :P
("sofistikleştirsin" garip kelime...)
---------------
Buna laf yetiştiririm işte, ben filme gidiyorum bi kere, sevdiğim filmler arasında terminatör,rambo, uzakdoğu dövüş filmleri gelir.Kitap da "mütemadiyen" okurum... sergi desen bi kere gitmiştim.. Sen benim hakkımı yiyiyosun yahu :)