8 Aralık 2009 Salı

haftanın menüsü

Dark Tranquillity’ye gidemedik, kendileri gelemedi, hevesler kursakta kaldı, Fenerbahçe de Twente maçını alsa da pek damakta tat bırakamadı, Biletix’e biletlerin kurye parası 7 TL kaptırdım ve hafta kapandı gitti… Çok anlamlı ve önemli bir hafta olmayınca yazacak konu bulamayan yazarınız kendi iç dünyasına dalarak sizlere aşağıdaki gibi bir menü hazırladı…
İştah Açıcı: İnternet dünyasından fazla nasibini almayan bir insan olarak çok kısa zaman öncesine kadar facebook ve blogger dışında hiçbir yerle alışverişim yoktu (bir yıldan uzun süre öncesinde kalan çeşitli forum sitelerini bünyemden çoktan atmış olduğum için onlara dair deneyimlerim hafızadan silindi). Geçtiğimiz haftadan bu yana – mal bulmuş mağribi gibi – friendfeed ve twitter’a sarmış bulunuyorum. Sabahtan açıyorum, akşama kadar duruyor, kim ne sevmiş ne beğenmiş ne dinlemiş ne demiş ne olmuş ne bitmiş kurcalıyorum… Beğeniyor ve yorumluyorum kendi dinlediklerimi gördüklerimi oraya koyuyorum kendime yeni uğraşlar geliştiriyorum onu bunu “takip” ediyorum ve sağa sola laf atıyorum. Ve görüyorum ki, her sitede olduğu gibi, oralarda da “eskiden buralar dutluktu”, “kalite düştü seviyesizlikler baş gösterdi”, “ah be ya buralar daha önce böyle miydi” gibi serzenişler, laf atmalar, adam dışlamalar gırla gidiyor. Anlamadığım, ben nasıl beceriyorum da tam “seviye düşmüşken” buralara müdahil olabiliyorum… Ya da, ben mi bizzat seviyeyi düşürüyorum? Milletçe seviye merakımız sadece ve sadece kendimizi üstün konumlandırarak sanal mastürbasyon yapmamız anlamına mı geliyor? Diyecek lafımız kalmadığında diğerlerini küçümseyerek mi birden “adam” oluyoruz? Falan filan, son derece kafam karışık bu konuda. Ama şahsen pek memnunum bu FF maceramdan. Seviyeli tüm herkese tavsiye ediyorum yürekten.

Ana Yemek: Karamazov Kardeşler! Bilen bilir, Rus edebiyatına ve özellikle de Suç ve Ceza’yı okuduğum “gençlik yıllarım”dan bu yana Dostoyevski’ye büyük ilgim vardır. Buna rağmen Karamazov’larla ciddi olarak tanışmam daha 2 hafta önce o 1008 sayfalık koca kitabı elime almamla sağlandı. Zor olan, böyle büyük kitabı sürekli her yere taşımak ama artık gülü seven dikenine katlanmalı felsefesinden yola çıkarak fazla şikayet etmiyorum. Hafta içi okuma saatlerim genelde serviste işe gidiş / işten geliş seyahatleri ve uykudan önce yarım saati olduğu için başka da şansım yok zaten. 500.sayfaya yaklaştığım şu sıralarda kitabım çantada masada serviste orada burada sürünmekten ötürü acınacak halde! Rus edebiyatına hayranım, bayılıyorum, o kadar çok seviyorum! Okumak lazım, açık fikirle okuyun keyif alırsınız.

Tatlı: Leonard Cohen yağmurlu günlerde özellikle müthiş geliyor kulağa… An itibariyle İstanbul yağışlı, yağmur olmadığında karanlık, serin, nefis! Ve Field Commander Cohen 1979’dan bugüne sesleniyor: Lover Lover Lover… Bitti mi? Patlıyor bir Avalanche. Onun ardından bekletmeden Famous Blue Raincoat (FBR demişken, Tori Amos yorumunu da ıskalamamalı, dinlemeli ve sevmeli). Mest olan yazarınız da alıyor tasını tarağını, kapatıyor bilgisayarını, kahvesini doldurup müziği ve kitabıyla tembel ve ferah bir Pazar keyfi yapmak üzere kendi içine çekiliyor.

Selam, sevgi, saygı herkeslere.


BlockNOT : daha önceki yazılarımda sonradan gördüğüm abuk sabuk imla ve dilbilgisi hatalarını önlemek amacıyla bir “yazım denetimi” yapayım dedim Word’de – şaşırtıcı bilgi sunuyorum: “ıskalamak” = argo veya kaba sözcük. müş.




Bu yazı FANZİNCİ'de yayınlanmıştır.

3 yorum:

  1. Anam, Karamazoflar sende tek kitap mı ? Millet o yüzden işte okumuyor klasikleri, insan böler yaw. Bendeki 3 ayrı kitaptı, o sayede ancak okudum. Yoksa bin sayfalık telefon rehberi gibi ne o öyle taşımam da okumam da.
    Tranquility midir nedir onlar neden gelmedi ?

    YanıtlaSil
  2. Ya wiri, bi de okulda falan ya da bi projede çalışırken falan hep yan sınıf daha çalışkan, diğer grup daha üretken falan vardır ya..ben de bir türlü şu "dutluk" zamanına yetişemedim hiçbirşeyin.

    kampanya : kelime doğrulama kalksın:)

    YanıtlaSil
  3. uyumsuzcum organizatör son anda iptal etmiş, onlar da her türlü lojistik ayarlamalarını vs yaptıkları halde gel(e)memişler. istedikleri kadar bilet satamamışlardır belki diyorum ama dark tranquillity türkiye'de satar yahu... yani, bir çeşit muamma benim için.

    karamazovlarla yatıp karamazovlarla kalkıyorum neredeyse 3 haftadır, haftaya biter bu kitap hep birlikte rahat nefes alırız. sardı da ha, kalın olmasa ağır olmasa yanda taşımak sorun olmasa koymayacak hiç bana.

    hep son dönemlere rast geliyoruz işte pisicim, bu da bir kader kısmet sanırsam :D

    YanıtlaSil