o kadar çok yere "hastayım" "evdeyim" "işe gidemiyorum" diye yazdım ki artık içim bulanıyor bunu yazmaya başladığımda... sözün özü, bir haftadır evdeyim, tv seyrettim, uyudum, kitap okudum, her sorana dert yandım ve haftasonuna vardım - gerçekten evde çok sıkıldım. peki evdeyken ne yaptım?
günde iki kere yemekteyiz'e maruz bıraktım kendimi! doz aşımından sanırsam öleceğim - neyse ki bugün cuma ve artık benim bu marazi merakım ve nefret ede ede seyretmelerim sona eriyor.
utanmıyorum vallahi seyrettim!
seyrettikçe anladım biraz da neden bizim çoğu insanımız gerek televoleleri gerekse de magazin programlarını burun kıvırarak seyrediyorlar. çünkü aynı şeyi bu hafta ben yaptım. "onlar gibi" olmadığım için şükrettim sürekli olarak. bolca ahkam kestim yaptıkları / yapmadıkları, söyledikleri / söylemedikleri şeyler üzerine. egoma iyi geldi, onlardan daha iyi bir insan olduğuma karar verdim. ne haddimse artık!!!
dehşete düşe düşe, ağzımı kapatamadan, sürekli cıkcıklayıp vahvahlayarak izledim o mutfakta & masada birbirine düşen, insanlıktan nasiplerini almadıklarını düşündüğüm yarışmacıları.
varacağım nokta şu aslında :
asla, asla demeyeceksin kardeşim! seyretmezsen de bir gün seyrettirirler. sen de iştahlana iştahlana, dalga geçe geçe, kahkaha ata ata seyredersin. ve sen de onlardan pek farklı değilsin. yani, "daha iyi bir insan" değilsin. belki biraz daha şanslısın görebildiklerin ve düşünebildiklerin sayesinde. ama sonuçta sen de bu ülkede yaşıyorsun, aynı kör güruhun bir parçasısın. aynı bencillikte, aynı vurdumduymazlıkta, aynı cehalette yürüyorsun insanlarla. senin başbakanın da onlarınkiyle aynı. ve üstelik sen *güya* "onlar"dan değilsin.
ama sen kimsin? ne adımlar attın acaba daha öteye götürebilmek için şu insanları? daha kaliteli bir yaşam için sen ne yaptın ki? internet sitelerinin köşelerinde sanal kutlamalar ve sanal kavgalar haricinde neler kattın hayata?
dur bir düşün bakalım...