türk sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2010 Salı

YIKILMAYAN ADAM (1977)

bir yıl kadar önce bir arkadaş tavsiyesiyle internette birkaç sahnesini izlediğim, o ilk anda absürd gelen yaratıcılığıyla ve sosyalist (!) replikleriyle beni benden alan YIKILMAYAN ADAM filmini geçtiğimiz ay başka bir arkadaşımın arayıp tarayıp bulması sonucu bilgisayarıma kaydetmiş ancak henüz izlemeye fırsat bulamamıştım. kısmet bugüneymiş. ağır geçen bir grip sonucunda bugün de işe gidememişken yattığım yerde kendimi cüneyt arkın’ın canlandırdığı güçlü kuvvetli adil emekçi yıkılmaz karakter ÇAKIR’ın kollarına bırakıverdim… her şeyden önce herkese diyorum ki : mutlaka bulun, izleyin. pişman olmayacaksınız.



doğumu dahi bir yıkıma sebep olan çakır, film boyunca annesinin katili dayısının peşinde koşturur durur ve bu arada hepimize de sosyalizmin inceliklerini çeşitli replikler ve hatta arka planda sürekli gördüğümüz devrimci sloganlarla damardan dayar. aslında filmin en temel özeti bu… ayrıca elbette zengin ve sersem güzel kızla kendince mert bir aşka adım atar ancak kızın babasının araya girmesi nedeniyle aşkı da mutlu sona kavuşmaz…

buraya kadar aslında klasik bir türk filmi kıvamında geliyor değil mi hepinize? ama aslında farklı çünkü benim seyrettiğim sosyal mesaj içeren nadir yeşilçam filmlerinden bu yıkılmayan adam. film boyunca bir sembolizm, bir sembolizm görmeyin gitsin! gazete küpürleri ve manşetlerle yıllar boyu türkiye’nin neler görüp geçirdiğini izlerken çakır’ın – o okuma isteğiyle dolu mert temiz çocukcağızın – mahpus damlarında sertleştiğini, intikam & namus için bir ömür bilendiğini, “hayat üniversitesinin arka kapısından tekme ile mezun edilmesi” ile birlikte ne kabadayı ama nasıl da adil bir adam olduğunu takip ediyor ve günümüze (1977) geliyoruz. ve orada hikaye başlıyor. artık çakır hayata, ezenlere, sömürenlere karşı YIKILMAYAN ADAM olmuştur… aç kalır, vurulur, belki ölür, ama yıkılmaz!

aşk, dürüstlük, sadakat, halk, kapital, kan, intikam… ne ararsanız var. üstelik the godfather’ın film müziğiyle…

filmi izlerken aralıklarla kopup gidebiliyorsunuz zira filmin önceliği sinema yapmak değil mesaj vermek, halkı sosyalizmle tanıştırmak. bu nedenle zaman zaman birden sahne değişip alakasız bir direniş hikayesinin ortasına düştüğünüzde, ya da halk ile sermaye arasındaki – mevcut sahne ile görece alakasız – bir konuşmanın başladığını gördüğünüzde yadırgamayacaksınız, bırakacaksınız kendinizi ve akacak gidecek film. her sahne bir mesaj, her sahne bir tokat…



ve film biter, çakır ölür. ama ayakta... yıkılmadan... çünkü o... YIKILMAYAN ADAM'dır...



not : sanıyorsunuz ki ben filmle dalga geçiyorum. asla!! 1977 yılında cesur bir girişim, denemişler işte kendilerince... mesaj verebilmek için işin sinematografik kısımları feda edilmiş, o kadar. izleyin işte… enteresan bir yapım. 1980'lerde bu filmi çekenler hakkında "komünizm propogandası yaptıkları" gerekçesiyle dava da açılmış. ve bu da bir kült film olmuş...



filmden bazı gözde replikler:

çakır : kendini hiroşima'da bulabilir misin? özgürlük adına kendini yakan vietnamlının et kokusunu duyabilir misin? okullarda vurulan gençlerin kanlı elbiselerini giyebilir misin? filistin'deki kurtuluş savaşçısı gerillaların fişeklerini kuşanabilir misin? beni barış içinde, çıkar düşünmeden sevebilir misin?

fatoş : kafamı karıştırdın.

***

fatoş : beni aldatır mısın ?

çakır : daha güzelini bulursam aldatırım.

fatoş : aldat, hakkındır.

***

çakır : kara günleri kahraman omuzlarında taşıyarak bu ak günlere erdiren bir gaziye nasıl sataşırsınız? bir istiklal madalyasının süslediği bir ihtiyar savaşçıyla nasıl alay edersiniz ülen?

lümpen adam : sen hangi şarkıyı söylüyorsun haa? (gülüşmeler, kahkahalar)

çakır : çıkın gidin burdan, döverim seni, hepinizi döverim ülen.

lümpen adam : döversin demek? biz çok dayak attık senin gibi vatan namus natali kambus diyenlere (bu arada bir diğeri gelip kulağına birşeyler söyler ve bizim lümpenin ifadesi değişir) buradan gidiyoruz arkadaşlar ama bir gün görüşeceğiz.

çakır: tankla, topla falan beklerim. uçakla, ağır sanayi hamlenizle falan.