yeni yıla tv karşısında girdiğim 31 aralık gecesi baktım da televizyon kanalları dizilere dayanmış, yurdum insanı da kendi ailesinin fertlerinden daha da yakından tanıdığı dizi karakterleri ile birlikte neşe içinde yılbaşını kutlamayı hiç yadırgamamış.
cuma gecesi, sanırsam geceyarısına kadar yahşi cazibe dizisi vardı atv'de (ama atmayayım şimdi tam da emin değilim, yine de gecenin büyük bir kısmında zapping faaliyetlerimde bu diziyle sıkça karşılaştım). dün öğleden sonra kanalları gezerken bir baktım gene yahşi cazibe'nin absürdlükte çığır atlayan karakterleri. şimdi de ben kulaklıklarıma sığınmış amon amarth'ta huzur ararken, televizyonda gene yahşi cazibe. bu dizinin gerçekten bu kadar talibi var mı? çok enteresan geldi bana şahsen...
bir de, az önce reklam kuşağına takıldım, ilk önce danone reklamında özkan uğur'un karşısında, sonra da turkcell reklamında serdar ortaç'ın yanında rastladım pascal nouma'ya. arka arkaya. reklamveren firmalarımız tüketiciden üttükleri (!) paraları pascal kardeşimizin ayaklarına sermiş anlaşılan. hayır yani bir de itici gelir ki bana nouma, zaten sevmediğim danone'nin hiç şansı kalmazken gözümde, turkcell konusunu da değerlendirir oldum (turkcell zaten recep ivedik'li reklamlarıyla gözümde yerle bir olan imajını burnumun dibine serdar ortaç'ı sokarak un ufak etmişken pascal nouma ile ofsaydı kör göze parmak sokuyor).
son olarak, kahve fincanımı koyduğum sehpanın üzerinde duran günün gazetesinde karizmatik yeni reklam starımız ali ağaoğlu'nun benimle dalga geçen gülümsemeli fotoğrafının hemen üzerindeki başlığı okuyorum : "bir haftada iki bin daire sattım".
maşallah. allah demek ki gerçekten "yürü ya kulum" diyor bazılarına. bize de aval aval bakmak düşüyor.
ha... "allah" demişken... şunu görmeyen kaldı mı? üniversite gençliğimizin bir porsiyonu allah yolunda salyalar saçıyor:
Noel Baba'yı bıçakladılar (30/12/2010 15:38)
Yılbaşı kutlamalarına karşı olduklarını söyleyen Anadolu Gençlik Derneği'ne üye bir grup üniversite öğrencisi, İstanbul Üniversitesi önünde, Enam Suresi'nin 162'nci ayetini okuyarak, temsili şişme Noel Baba'yı bıçakladılar.
2011'den ülke adına umutlu olmak mı? hahahahahahaha
"her expression of a midget queen and murder lurking just behind her lips"
haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Ocak 2011 Pazar
8 Kasım 2010 Pazartesi
günün matematik sorusu
facebook'a yazdım kesmedi, friendfeed'de sordum yetmedi, buraya da taşıyasım tuttu:
memur-sen, ekim ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını 957 tl, yoksulluk sınırını 2.450 tl olarak hesaplamış (google'a başvurarak teyit edin bir zahmet, kafam bozuk, link mink yok bugün).
bakıyoruz derhal yurdum insanının asgari ücretine : brüt 760,50 tl iken devletimizin ihtiyacı olan ve çok hak ettiği vergiler primler falanlar filanlar düşünce çalışanın eline geçen net para 544,44 tl imiş.
öncelikle, vahim bir hatayı düzeltelim :
4 kişi üzerinden hesaplanmamalı artık bu sınırlar. büyük yerden "3 çocuk" emri varken, ideal aileler 5 kişi olacaksa, tüm bu sınırlar da 5 kişi üzerinden hesaplanmalı.
sonra, gelelim akıl yürütmeye:
4 kişilik aile 957 tl ile aç ise, olması gereken 5 kişilik ailenin açlık sınırı 1.196,45 tl olacaktır.
1.196,45/544,44 = 2,197579
peki bu durumda ailedeki iki kişi doyarken bir kişinin de azıcık bir kısmı besin alacak ve kalan iki kişi de ölsün gebersin mi demeliyiz?
matematikte sorun yok da... anlamlandırmak pek mümkün değil sanki!
(yoksulluk sınırına hiç değinmeyeceğim, çok büyük çoğunluğu "yoksul" bir memleket olduğumuz aşikar sonuçta)
memur-sen, ekim ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını 957 tl, yoksulluk sınırını 2.450 tl olarak hesaplamış (google'a başvurarak teyit edin bir zahmet, kafam bozuk, link mink yok bugün).
bakıyoruz derhal yurdum insanının asgari ücretine : brüt 760,50 tl iken devletimizin ihtiyacı olan ve çok hak ettiği vergiler primler falanlar filanlar düşünce çalışanın eline geçen net para 544,44 tl imiş.
öncelikle, vahim bir hatayı düzeltelim :
4 kişi üzerinden hesaplanmamalı artık bu sınırlar. büyük yerden "3 çocuk" emri varken, ideal aileler 5 kişi olacaksa, tüm bu sınırlar da 5 kişi üzerinden hesaplanmalı.
sonra, gelelim akıl yürütmeye:
4 kişilik aile 957 tl ile aç ise, olması gereken 5 kişilik ailenin açlık sınırı 1.196,45 tl olacaktır.
1.196,45/544,44 = 2,197579
peki bu durumda ailedeki iki kişi doyarken bir kişinin de azıcık bir kısmı besin alacak ve kalan iki kişi de ölsün gebersin mi demeliyiz?
matematikte sorun yok da... anlamlandırmak pek mümkün değil sanki!
(yoksulluk sınırına hiç değinmeyeceğim, çok büyük çoğunluğu "yoksul" bir memleket olduğumuz aşikar sonuçta)
15 Ekim 2010 Cuma
hafta 42'yi de "sağ salim" kapatırken...
malumunuz, hükümetimiz bu hafta da sıkı çalıştı ve birbiri ardına verdikleri olumlu mesaj ve demeçleriyle moralimize moral kattı, bizi kendimize getirdi, hırçınlıklarımızı ve hoşnutsuzluklarımızı bertaraf etti...
ancak bugün, sanırım cuma rehavetinden olsa gerek, sabahtan bu yana beklememe ve bakınmama rağmen hiç demeç göremedim portallarda ve hükümet kanadından hala herhangi konuda bir "açıklama" yapılmaması son günlerde üst üste mantıklı demeçlere alışmış olan bünyemde olumsuz bir etki bıraktı haliyle.
bu nedenle bu haftanın akıllarda kalan ve aslında herkes tarafından bolca konuşulmuş olmasına rağmen benim nazarımda bomba etkilerini asla kaybetmeyecek olan iki güzide demecini şuraya almak istedim, bulunsun, bir gün birileri unutursa eğer, hatırlatıcı olur:
1 - Dinçer: 'Bizde olsa 3 günde çıkarırdık'
Şili'deki maden kazasında mahsur kalan işçilerin yeryüzüne çıkarılması hakkında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, "Böyle bir kaza bizde olsaydı, madencilerimizi üç günde çıkarırdık" dedi.
2 - Eker: 'Et fiyatları refahtan dolayı yüksek'
Bakan Eker et fiyatlarının ülkedeki refah düzeyinin yükselmesinden dolayı arttığını söyledi.
Bir de, Bakan Çelik'in söylediği iddia edilen 'Niye gavurun dini Hıristiyanlığı öğreniyoruz da, Aleviliği öğrenmeyeceğiz' sözü var ki, ben kulaklarımla duymadım, gözlerimle görmedim ama yukarıdaki bakanlarımızın performansı düşünülürse, "dememiştir" diyemem... Baksınlar kayıtlara, hepimiz öğrenelim demiş mi. Demişse, mansiyon kazanabilecek bir demeç olarak kayıtlara geçeriz.
ancak bugün, sanırım cuma rehavetinden olsa gerek, sabahtan bu yana beklememe ve bakınmama rağmen hiç demeç göremedim portallarda ve hükümet kanadından hala herhangi konuda bir "açıklama" yapılmaması son günlerde üst üste mantıklı demeçlere alışmış olan bünyemde olumsuz bir etki bıraktı haliyle.
bu nedenle bu haftanın akıllarda kalan ve aslında herkes tarafından bolca konuşulmuş olmasına rağmen benim nazarımda bomba etkilerini asla kaybetmeyecek olan iki güzide demecini şuraya almak istedim, bulunsun, bir gün birileri unutursa eğer, hatırlatıcı olur:
1 - Dinçer: 'Bizde olsa 3 günde çıkarırdık'
Şili'deki maden kazasında mahsur kalan işçilerin yeryüzüne çıkarılması hakkında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, "Böyle bir kaza bizde olsaydı, madencilerimizi üç günde çıkarırdık" dedi.
2 - Eker: 'Et fiyatları refahtan dolayı yüksek'
Bakan Eker et fiyatlarının ülkedeki refah düzeyinin yükselmesinden dolayı arttığını söyledi.
Bir de, Bakan Çelik'in söylediği iddia edilen 'Niye gavurun dini Hıristiyanlığı öğreniyoruz da, Aleviliği öğrenmeyeceğiz' sözü var ki, ben kulaklarımla duymadım, gözlerimle görmedim ama yukarıdaki bakanlarımızın performansı düşünülürse, "dememiştir" diyemem... Baksınlar kayıtlara, hepimiz öğrenelim demiş mi. Demişse, mansiyon kazanabilecek bir demeç olarak kayıtlara geçeriz.
6 Haziran 2010 Pazar
havada bulut sen "mantıklı" ülkeyi unut...
serin, yağmurlu, mis gibi bir haziran haftasına girişten ötürü çok mutluyum çünkü:
1- tatil bir hafta yaklaştı
2- bir kutlu doğum haftasına daha girdik
3- sıcakları sevmiyorum ve ileride bugünleri çok özleyeceğimizi çok iyi biliyorum
sabah kahvemi geyik haberler eşliğinde okumak gibi bir niyetle reader'ın başına kuruldum - gözüm bunları seçti, diyecek söz kalmamış yurdum insanına...
Halay başı çekme yüzünden düğün kana bulandı - 06 Haziran 2010 Pazar, 19:44:12
İki kişi bıçakla yaralandı, yaralılardan birisinin hayati tehlikesi sürüyor!
Gaziantep'te bir düğünde halay başı çekme yüzünden çıkan kavgada iki kişi bıçakla yaralandı. Yaralılardan birisinin hayati tehlikesinin devam ettiği bildirildi.
'Laf atma' kavgası kanlı bitti - 06 Haziran 2010 Pazar, 14:21:02
Niğde'de "laf atma" nedeniyle çıkan kavgada bıçaklanan kardeşlerden biri öldü, biri de ağır yaralandı.
Yargıtay şoku - 07 Haziran 2010 Pazartesi, 08:37:56
"Kasklı sapık"a verilen cezayı bozdu!
Basında “kasklı sapık” diye tanımlanan operacı Şahin Öğüt’e, 16 yaşındaki A.Y.’ye tecavüz ettiği gerekçesiyle, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği 21 yıl hapis cezası, Yargıtay tarafından “fazla ceza vermişsiniz” denilerek bozuldu.
bir de bunlar var tabii :
Vatandaşın fay hattına ev yapma isteği kabul edildi
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Sakarya’nın Akyazı ilçesinde 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin ardından fay hattına 150 metrelik uzaklığa ev yapılmamasına yönelik imar yasağını 20 metreye düşürdü.
Başbakanlık, Akyazı Belediyesi’ne gönderdiği yazıda ilçe merkezli 100 kilometre yarı çaplı bölgede deprem risk analizlerini de açıkladı. Bölgede 10 yıl içinde 6 büyüklüğünde deprem olma riski yüzde 83.8 çıktı.
1- tatil bir hafta yaklaştı
2- bir kutlu doğum haftasına daha girdik
3- sıcakları sevmiyorum ve ileride bugünleri çok özleyeceğimizi çok iyi biliyorum
sabah kahvemi geyik haberler eşliğinde okumak gibi bir niyetle reader'ın başına kuruldum - gözüm bunları seçti, diyecek söz kalmamış yurdum insanına...
Halay başı çekme yüzünden düğün kana bulandı - 06 Haziran 2010 Pazar, 19:44:12
İki kişi bıçakla yaralandı, yaralılardan birisinin hayati tehlikesi sürüyor!
Gaziantep'te bir düğünde halay başı çekme yüzünden çıkan kavgada iki kişi bıçakla yaralandı. Yaralılardan birisinin hayati tehlikesinin devam ettiği bildirildi.
'Laf atma' kavgası kanlı bitti - 06 Haziran 2010 Pazar, 14:21:02
Niğde'de "laf atma" nedeniyle çıkan kavgada bıçaklanan kardeşlerden biri öldü, biri de ağır yaralandı.
Yargıtay şoku - 07 Haziran 2010 Pazartesi, 08:37:56
"Kasklı sapık"a verilen cezayı bozdu!
Basında “kasklı sapık” diye tanımlanan operacı Şahin Öğüt’e, 16 yaşındaki A.Y.’ye tecavüz ettiği gerekçesiyle, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği 21 yıl hapis cezası, Yargıtay tarafından “fazla ceza vermişsiniz” denilerek bozuldu.
bir de bunlar var tabii :
Vatandaşın fay hattına ev yapma isteği kabul edildi
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Sakarya’nın Akyazı ilçesinde 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin ardından fay hattına 150 metrelik uzaklığa ev yapılmamasına yönelik imar yasağını 20 metreye düşürdü.
Başbakanlık, Akyazı Belediyesi’ne gönderdiği yazıda ilçe merkezli 100 kilometre yarı çaplı bölgede deprem risk analizlerini de açıkladı. Bölgede 10 yıl içinde 6 büyüklüğünde deprem olma riski yüzde 83.8 çıktı.
Dünyanın en pahalı pasaportundan 5 kat pahalıya mal oluyor. Çipli pasaport almak için neredeyse bir maaş teslim ediliyor
Son günlerde Türkiye, tam bir ‘çipsel dönüşüm projesi’ yaşıyor. Kedi kartlarıyla mecburen hayatımıza giren ‘çip’, giderek hayatımızın en önemli enstrümanı haline gelmeye başlıyor.
19 Mayıs 2010 Çarşamba
"ölümün taşeronları"
dün öğle saatlerinde de yazmıştım aslında, iyimser olmanın imkanı yoktu bu saatten sonra zonguldak'tan gelebilecek haberler hakkında. "beklenen" oldu sonuçta ve birilerinin babası, kocası, kardeşi, oğlu, dostu yitip gitti ekmek parası peşinde yerden yüzlerce metre aşağılarda... çok duygu yüklüyüm, dokunsalar ağlayacağım, mutsuzum ve isyanlardayım.
bir dahaki sefere kadar unutup gideceğim, bugün kaybını kesinlikle öğrendiğimiz o 30 babanın, kocanın, kardeşin, oğulun, dostun yakınları gene ocaklarda gerçekten de sadece "ekmek parası" peşine düşecek, hiçbir şart iyileşmemiş olacak, ne karınları tam doyacak ne sırtları tam ısınacak.
rte "ölüm madencinin kaderi" demiş, diğeri "takdiri ilahi" diyecek, öteki bilmemne diyecek ve geçecek gidecek.
taşeronmuş... ölüm taşeronları demiş ya çarşı, üstüne bir şey eklemeye gerek görmüyorum.
son olarak, sabah sabah gözlerim yaşararak okuduğum (gözyaşının sabahı akşamı mı olurmuş ki!) bir aydın engin yazısını da buraya eklemek ve kısa bir bölümü aşağıya kopyalamak istiyorum:
"Meselâ, göçük sırasında birbirine çatılarak beş altı tonluk bir kayayı, tam madenciyi pestile çevirecek durumda iken askıya alan direk bağlarla taban arasında sıkışıp kalmış bir madenciyi göz önüne getirin. Bu delikanlı, o an, ne bizim yandadır, ne de öte ”köy”den tarafta.. Ölebilir de, kurtarılabilir de... Biz ne yaparız? Tepeden her an yüklenmesi beklenen yeni akışlara karşı tedbir ala ala, bin bir ihtiyatla, onu bulunduğu yerden tekrar canlılar arasına almağa çalışırız. Görülmeden anlatılmayacak bir iştir bu..."
Bir Yudum Soluk - Ahmet Naim
Not : "TTK Genel Müdürlüğü istatistik verilerine göre, kömür ocaklarında 1955-2009 yılları arasındaki iş kazalarında 2 bin 687 işçi öldü, 326 bin 321 işçi yaralandı." Can bilançosunu görmek için şuraya tıklayabilirsiniz.
bir dahaki sefere kadar unutup gideceğim, bugün kaybını kesinlikle öğrendiğimiz o 30 babanın, kocanın, kardeşin, oğulun, dostun yakınları gene ocaklarda gerçekten de sadece "ekmek parası" peşine düşecek, hiçbir şart iyileşmemiş olacak, ne karınları tam doyacak ne sırtları tam ısınacak.
rte "ölüm madencinin kaderi" demiş, diğeri "takdiri ilahi" diyecek, öteki bilmemne diyecek ve geçecek gidecek.
taşeronmuş... ölüm taşeronları demiş ya çarşı, üstüne bir şey eklemeye gerek görmüyorum.
son olarak, sabah sabah gözlerim yaşararak okuduğum (gözyaşının sabahı akşamı mı olurmuş ki!) bir aydın engin yazısını da buraya eklemek ve kısa bir bölümü aşağıya kopyalamak istiyorum:
"Meselâ, göçük sırasında birbirine çatılarak beş altı tonluk bir kayayı, tam madenciyi pestile çevirecek durumda iken askıya alan direk bağlarla taban arasında sıkışıp kalmış bir madenciyi göz önüne getirin. Bu delikanlı, o an, ne bizim yandadır, ne de öte ”köy”den tarafta.. Ölebilir de, kurtarılabilir de... Biz ne yaparız? Tepeden her an yüklenmesi beklenen yeni akışlara karşı tedbir ala ala, bin bir ihtiyatla, onu bulunduğu yerden tekrar canlılar arasına almağa çalışırız. Görülmeden anlatılmayacak bir iştir bu..."
Bir Yudum Soluk - Ahmet Naim
Not : "TTK Genel Müdürlüğü istatistik verilerine göre, kömür ocaklarında 1955-2009 yılları arasındaki iş kazalarında 2 bin 687 işçi öldü, 326 bin 321 işçi yaralandı." Can bilançosunu görmek için şuraya tıklayabilirsiniz.
3 Mart 2010 Çarşamba
biz "gündem"i kaçırıyor ya da unutuyor olabilir miyiz?

15 Aralık: Tekel eylemi başladı.
16: Eczacı protokolü iptal edildi.
17: Tekel işçileri dövüldü.
18: Apo, Meclis’te grup kurdu.
19: Yarbay Tatar canına kıydı.
20: Arınç “yaratık” dedi.
21: Çukurambar...
22: Suikastçı krokiyi yedi filan...
23: DTP, BDP oldu.
24: Osman Baydemir hastir dedi.
25: Osman Baydemir ayet okudu.
26: Kozmik odaya girildi.
27: Deniz Feneri Noteri aklandı.
28: Kritik MGK toplandı.
29: Asgari ücrete günde 1 lira zam.
30: Suikastçı denilen albay serbest.
31: Kozmik takibe baskın yapıldı.
1 Ocak: Kozmik suikastçı aşçı çıktı.
2: Hürriyet yayın müdürü değişti.
3: Bilecik’te iki tren çarpıştı.
4: Kurban bağışı rezaleti patladı.
5: Kozmik hâkime mermi gönderildi.
6: Baykal, kozmik patates dedi.
7: Başbakan-Başbuğ zirve yaptı.
8: Apo, köşe yazarı oldu.
9: Edirne’de linç girişimi yaşandı.
10: Sincan Adliyesi basıldı.
11: İsrail, Kurtlar Vadisi’ne kızdı.
12: İsrail, elçimizi alçağa oturttu.
13: Danıştay, eczacılar haklı dedi.
14: Başbakan Davos’a gitmedi.
15: Metrobüs zammı durduruldu.
16: Piyasada ilaç bulunamıyor.
17: Batman’da çatışma, bir şehit.
18: Ağca serbest.
19: Doktorlar tam gün iş bıraktı.
20: Balyoz darbe planı manşet.
21: Darbeci gazeteci listesi...
22: Balyoz kabinesi açıklandı.
23: 16 şehirde El Kaideci baskını.
24: Başbakan, İnönü diktatör dedi.
25: Başbuğ “Allah Allah” dedi.
26: Balyoz bavulu adliyede...
27: Eskişehir albayı gözaltında.
28: Amirallere suikast davası başladı.
29: Deniz otobüsü, şilebe çarptı.
30: Yargıtay Başsavcısı, hissederler...
1 Şubat: Kredi notumuz yükseldi.
2: Peygamber kavgası çıktı...
3: Eskişehir albayı tutuklandı.
4: Emasya protokolü kaldırıldı.
5: BDP kurşunlandı.
6: Nejat Uygur krizi çıktı.
7: Soğan zam şampiyonu oldu.
8: Danıştay, katsayıyı durdurdu.
9: Meclis’teki toplar kaldırıldı.
10: İftira atılan albay kafasına sıktı.
11: Başbuğ “Yeter yahu” dedi.
12: Başbuğ “Gerekirse açıklarım” dedi.
13: Habur’da savcılar ayarlandı mı?
14: İçişleri Bakanı’na gensoru...
15: Ordu Komutanı ifadeye çağırıldı.
16: Erzincan Başsavcısı içerde...
17: Savcıyı alan savcılar alındı.
18: E haliyle yargı krizi çıktı.
19: Başbuğ’un ses kaydı çıktı.
20: Sanatçı açılımı...
21: AKP’li “Fişliyoruz” dedi.
22: Kuvvet komutanları içerde.
23: Başbakan’a pabuç fırlatıldı.
24: Balıkesir’de grizu, 14 ölü.
25: AKP’li olmayanın kanı bozuk.
26: Emekli orgeneral tutuklandı.
27: Tarkan kuru’dan enselendi.
28: Albay Çiçek yaş’tan...
1 Mart: Danıştay, Tekelci haklı, nokta!
*
2 Mart: Son bir yılda 860.000 vatandaşımızın daha işsiz kaldığı açıklandı... Son bir yıldaki “adalet” ve “kalkınma”yı anlatmaya kalksak, 860.000 satır.
Yılmaz Özdil burada sıralamış, ben de buraya taşıdım...
8 Kasım 2009 Pazar
pes...
TRT'nin Politik Açılım programını izlemedim... Ama az önce şunu okudum, RTE Darfur'da soykırım yapılmadığını bir başbakan olarak tespit ettiğini belirttikten sonra demiş ki:
''Ben Netanyahu ile o kadar rahat konuşamam ama Beşir ile rahatlıkla konuşurum. Rahatlıkla 'bu yaptığınız yanlıştır' derim. Ve yüzüne derim. Niye? Bir Müslüman böyle bir şey yapamaz ki. Bir Müslüman soykırım yapamaz. Varsa böyle bir şey bunu rahat söyleriz. Türkiye'nin böyle bir rahatlığı var. Öz güveni var en azından. Bu konudaki rahatlığımızı ben Ban Ki-mun'a da açıkladım''
Haberin tamamı için: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=185093&cat=160&dt=2009/11/09
''Ben Netanyahu ile o kadar rahat konuşamam ama Beşir ile rahatlıkla konuşurum. Rahatlıkla 'bu yaptığınız yanlıştır' derim. Ve yüzüne derim. Niye? Bir Müslüman böyle bir şey yapamaz ki. Bir Müslüman soykırım yapamaz. Varsa böyle bir şey bunu rahat söyleriz. Türkiye'nin böyle bir rahatlığı var. Öz güveni var en azından. Bu konudaki rahatlığımızı ben Ban Ki-mun'a da açıkladım''
Haberin tamamı için: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=185093&cat=160&dt=2009/11/09
6 Eylül 2009 Pazar
atı alan üsküdar'ı geçti (mi?)
anlayan beri gelsin bana da anlatsın ben de bu hareketin altındaki iyi niyeti göreyim ve "vaaayyy be o kadar diken üstündeyim ki her bir hareketi her bir adımı paranoyakça değerlendiriyorum" diyebileyim :
CHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan, Başbakan Tayyip Erdoğan'a, YÖK'ün TSK ve Polis Akademisi'ne bağlı yükseköğretim kurumlarından atılan 800 öğrenciyi seçkin üniversitelere yerleştirmesini sordu. Ayhan, yerleştirmelerin kadrolaşma çabasıyla yapıldığını belirtti.
CHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan, Başbakan Tayyip Erdoğan'a, YÖK'ün TSK ve Polis Akademisi'ne bağlı yükseköğretim kurumlarından atılan 800 öğrenciyi seçkin üniversitelere yerleştirmesini sordu. Ayhan, yerleştirmelerin kadrolaşma çabasıyla yapıldığını belirtti.
29 Temmuz 2009 Çarşamba
gündeme dair...
1 - kriz:
Her gün 273 işyeri kapanıyor her gün 2.602 işyerine ve eve haciz geliyor
2 - sigara yasağı:
Manisa'da bir meyhanede, işletmecinin sigara içenleri uyarmasıyla çıkan kavgada 1 kişi tabancayla vurularak öldürüldü, 1 kişi yaralandı.
3 - zamlar:
Benzin zammı otomotiğe bağlandı! EPDK'nın 1 kuruşluk tavan fiyatı anında tüketiciye yansıdı
4 - çocuk bayan toprak:
17'lik kızla evlenen Halis Ağa'nın 7 kızı babalarının vesayet altına alınması için mahkemeye başvurdu. Örnek ise Züğürt Ağa başlığı oldu.
5 - dış işleri başarıları:
Ermenistan Cumhurbaşkanı'nın Türkiye-Ermenistan maçını izlemek için şartı var
bir yorum eklemem gerektiğini hiç düşünmüyorum. "önem" sırasına siz sokun bakalım.
Her gün 273 işyeri kapanıyor her gün 2.602 işyerine ve eve haciz geliyor
2 - sigara yasağı:
Manisa'da bir meyhanede, işletmecinin sigara içenleri uyarmasıyla çıkan kavgada 1 kişi tabancayla vurularak öldürüldü, 1 kişi yaralandı.
3 - zamlar:
Benzin zammı otomotiğe bağlandı! EPDK'nın 1 kuruşluk tavan fiyatı anında tüketiciye yansıdı
4 - çocuk bayan toprak:
17'lik kızla evlenen Halis Ağa'nın 7 kızı babalarının vesayet altına alınması için mahkemeye başvurdu. Örnek ise Züğürt Ağa başlığı oldu.
5 - dış işleri başarıları:
Ermenistan Cumhurbaşkanı'nın Türkiye-Ermenistan maçını izlemek için şartı var
bir yorum eklemem gerektiğini hiç düşünmüyorum. "önem" sırasına siz sokun bakalım.
25 Haziran 2009 Perşembe
yersen!
Hedefteki isim Kenan Evren suskunluğunu bozdu. CHP'nin 'yargılansın' talebine kızan Paşa, çarpıcı açıklamalar yaptı:
"Eğer halk ‘evet’ der, geçici 15. maddeyi kaldırırsa, o zaman hiç yargılamaya da gerek yok, ben intihar ederim!"
Bu şok sözler Kenan Evren'e ait. CHP'nin '12 Eylül darbecilerinin yargılansın' talebi sonrası Evren deyim yerindeyse açtı ağzını yumdu gözünü. 'Darbeye mecbur kaldık' diyen Evren, yapılmak istenen değişikliklerin halka sorulmasını istiyor
Kenan Evren yaşanan son tartışmayı Milliyet Ankara Temsilcisi Fikret Bila'ya değerlendirdi: Bila bugünkü köşesinde Evren'nin konuyla ilgili çarpıçı açıklamalarına yer verdi:
‘İntihar ederim’
Evren, 12 Eylül koşullarında “Yapacak başka bir şeyimiz yoktu” dedikten sonra şöyle devam etti:
“12 Eylül’ü halk desteklemiştir. Yüzde 92 oy bunun kanıtıdır. Şimdi aynı yolu kullansınlar, halka sorsunlar, diyorum. Eğer halk ‘evet’ der, geçici 15. maddeyi kaldırırsa, o zaman hiç yargılamaya da gerek yok, ben intihar ederim!”
‘Akılları yeni mi başlarına geldi?’
Evren, 12 Eylül’ün yeniden gündeme gelmesi ve geçici 15. maddenin kaldırılmasının tartışma konusu yapılmasıyla ilgili olarak değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Bu kadar yıldan sonra, bu konu gündeme getiriliyor. Bugüne kadar akılları nerdeymiş? İnsana bunu sorarlar. Ayrıca 12 Eylül öncesindeki koşullar da unutulmasın. Neydi onlar? TBMM aylarca cumhurbaşkanı seçemiyordu. Altı ay başka bir konuyu bile görüşemedi, karar alamadı. Türkiye’de her gün 10, 15, 20 genç öldürülüyordu. Sağdan da soldan her gün gençlerimiz hayatlarını kaybediyordu. Biz ne yapacaktık? Bu durumu seyredecek miydik? Seyredemezdik. Başka ne yapabilirdik?”
‘Yapmak istemedik’
Evren, demokrasiye müdahale etmek istemediklerini, ancak koşulların bunu zorunlu kıldığını savunarak şöyle dedi:
“Biz müdahale etmek istemiyorduk. Uyarı mektubu verdik ve 8 ay bekledik. Hiçbir şey değişmedi. Hiçbir önlem alınamadı. TBMM çalışamadı. Yoksa biz 12 Eylül’ü yapmaya hevesli değildik. Ancak başka çare kalmamıştı.”
‘Tüm subaylar suçlu olur’
Evren, 12 Eylül’ün yargılanması konusunda hukuki duruma ilişkin olarak da görüşünü şöyle açıkladı:
“Halkın görüşü de başka çare kalmadığı şeklindeydi. Ayrıca şunu de söyleyeyim: Türk Silahlı Kuvvetleri bunu neye dayanarak yaptı? İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi vardır. Burada TSK’ya, Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak ve kollamak görevi verilmiştir. O dönemin komutanları tam görüş birliği içinde bu müdahaleyi yaptılar. Kanun bu görevi vermiş.
Ayrıca mevzuatımızda bir hüküm daha vardır, eğer amir, kanunsuz emir verirse o emri yerine getiren de suçlu olur. Ama 12 Eylül’de bir tek subayın bile itirazı olmamıştır. Genelkurmay Başkanı’ndan, kuvvet komutanlarından bölük komutanlarına kadar, emirler itirazsız uygulanmıştır. Eğer bu suçsa o dönemde TSK’da görevli bütün subayların suçlu sayılması gerekir. Bir tek benim yargılanmamla da olmaz. Ama dediğim gibi, bunu halka sorsunlar.”
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=197488
"Eğer halk ‘evet’ der, geçici 15. maddeyi kaldırırsa, o zaman hiç yargılamaya da gerek yok, ben intihar ederim!"
Bu şok sözler Kenan Evren'e ait. CHP'nin '12 Eylül darbecilerinin yargılansın' talebi sonrası Evren deyim yerindeyse açtı ağzını yumdu gözünü. 'Darbeye mecbur kaldık' diyen Evren, yapılmak istenen değişikliklerin halka sorulmasını istiyor
Kenan Evren yaşanan son tartışmayı Milliyet Ankara Temsilcisi Fikret Bila'ya değerlendirdi: Bila bugünkü köşesinde Evren'nin konuyla ilgili çarpıçı açıklamalarına yer verdi:
‘İntihar ederim’
Evren, 12 Eylül koşullarında “Yapacak başka bir şeyimiz yoktu” dedikten sonra şöyle devam etti:
“12 Eylül’ü halk desteklemiştir. Yüzde 92 oy bunun kanıtıdır. Şimdi aynı yolu kullansınlar, halka sorsunlar, diyorum. Eğer halk ‘evet’ der, geçici 15. maddeyi kaldırırsa, o zaman hiç yargılamaya da gerek yok, ben intihar ederim!”
‘Akılları yeni mi başlarına geldi?’
Evren, 12 Eylül’ün yeniden gündeme gelmesi ve geçici 15. maddenin kaldırılmasının tartışma konusu yapılmasıyla ilgili olarak değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Bu kadar yıldan sonra, bu konu gündeme getiriliyor. Bugüne kadar akılları nerdeymiş? İnsana bunu sorarlar. Ayrıca 12 Eylül öncesindeki koşullar da unutulmasın. Neydi onlar? TBMM aylarca cumhurbaşkanı seçemiyordu. Altı ay başka bir konuyu bile görüşemedi, karar alamadı. Türkiye’de her gün 10, 15, 20 genç öldürülüyordu. Sağdan da soldan her gün gençlerimiz hayatlarını kaybediyordu. Biz ne yapacaktık? Bu durumu seyredecek miydik? Seyredemezdik. Başka ne yapabilirdik?”
‘Yapmak istemedik’
Evren, demokrasiye müdahale etmek istemediklerini, ancak koşulların bunu zorunlu kıldığını savunarak şöyle dedi:
“Biz müdahale etmek istemiyorduk. Uyarı mektubu verdik ve 8 ay bekledik. Hiçbir şey değişmedi. Hiçbir önlem alınamadı. TBMM çalışamadı. Yoksa biz 12 Eylül’ü yapmaya hevesli değildik. Ancak başka çare kalmamıştı.”
‘Tüm subaylar suçlu olur’
Evren, 12 Eylül’ün yargılanması konusunda hukuki duruma ilişkin olarak da görüşünü şöyle açıkladı:
“Halkın görüşü de başka çare kalmadığı şeklindeydi. Ayrıca şunu de söyleyeyim: Türk Silahlı Kuvvetleri bunu neye dayanarak yaptı? İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi vardır. Burada TSK’ya, Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak ve kollamak görevi verilmiştir. O dönemin komutanları tam görüş birliği içinde bu müdahaleyi yaptılar. Kanun bu görevi vermiş.
Ayrıca mevzuatımızda bir hüküm daha vardır, eğer amir, kanunsuz emir verirse o emri yerine getiren de suçlu olur. Ama 12 Eylül’de bir tek subayın bile itirazı olmamıştır. Genelkurmay Başkanı’ndan, kuvvet komutanlarından bölük komutanlarına kadar, emirler itirazsız uygulanmıştır. Eğer bu suçsa o dönemde TSK’da görevli bütün subayların suçlu sayılması gerekir. Bir tek benim yargılanmamla da olmaz. Ama dediğim gibi, bunu halka sorsunlar.”
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=197488
29 Mayıs 2009 Cuma
ülke gerçekleri...
işlerim çok yoğun bu aralar ve keyfim de pek yok - sanırım bahar yorgunluğu ve sıcağı sevmeyen bünyemin yazı reddetmesi ile ilgili biraz da - o nedenle hem buradan hem de eş-dost'un bloglarından bir süredir uzağım. dünya ile bağlantım reader'daki haber sitelerinin verdiği haberlerle sınırlı. hal öyle olunca, daha önceden bilmediğim bir çok konuya da vakıf olma imkanım oluyor. aşağıda 3 ayrı yurdum haberini ilgi ve bilgilerinize sunuyorum. boşa çalışıyoruz, boşa çabalıyoruz, bilinçsizce nefes alıp veriyoruz, falan filan işte...!
2 bin 424 TL maaşı olmayan yoksul (28 Mayıs 2009 Perşembe 11:03)
Türk-İş, Mayıs ayında dört kişilik bir aile için açlık sınırını 744, yoksulluk sınırını 2 bin 424 TL olarak hesapladı.
13'lük kız 7 bin TL'ye satılmış (29 Mayıs 2009 Cuma 00:30)
İnanılmaz ama okuyacaklarınız tamamen gerçek. Edirne'de kaçırılan bir kız çocuğu 24 yaşındaki gence resmen satıldı.
Esra Erol'un maaşı ne kadar? (29 Mayıs 2009 Cuma 09:48)
Esra Erol 'izdivaç'la milyonların gönlünde taht kurdu. Flash TV ile başlayan kariyeri Star'da zirve yaptı. Star TV’de yayınlanan “İzdivaç”ın sunucusu Esra Erol'un aylık 120 bin TL maaş aldığını biliyor muydunuz?
2 bin 424 TL maaşı olmayan yoksul (28 Mayıs 2009 Perşembe 11:03)
Türk-İş, Mayıs ayında dört kişilik bir aile için açlık sınırını 744, yoksulluk sınırını 2 bin 424 TL olarak hesapladı.
13'lük kız 7 bin TL'ye satılmış (29 Mayıs 2009 Cuma 00:30)
İnanılmaz ama okuyacaklarınız tamamen gerçek. Edirne'de kaçırılan bir kız çocuğu 24 yaşındaki gence resmen satıldı.
Esra Erol'un maaşı ne kadar? (29 Mayıs 2009 Cuma 09:48)
Esra Erol 'izdivaç'la milyonların gönlünde taht kurdu. Flash TV ile başlayan kariyeri Star'da zirve yaptı. Star TV’de yayınlanan “İzdivaç”ın sunucusu Esra Erol'un aylık 120 bin TL maaş aldığını biliyor muydunuz?
21 Nisan 2009 Salı
günün ilgimi çeken haberi
insan merak ediyor, acaba aynı uygulama ramazan ve kandillerde de böyle gözetilecek ve sahur & iftar vb programlar özel olarak yayınlanmayacak mı...?
TRT'de 'ulusal günler' temizliği
Bundan böyle, 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim ve 10 Kasım'da özel yayın yapılmayacak
Geçen yıl 23 Nisan’da “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Özel Uygulama Talimatı” yayınlayan ve program akışını, hangi radyoların hangi anonsu yapacağına kadar ayrıntılı planlayan TRT, bu yıl bu uygulamadan vazgeçti. Günlük normal program akışı sürecek, o gün yayın yapan programcıları kendi inisiyatiflerinde konuya yer verirse verecek.
Radyo Televizyon Kurumu (TRT), radyolarında ulusal bayramları içerenözel gün ve haftalarla ilgili “özel yayın” uygulamasına son verdi. TRT’ye bağlı radyolarda ulusal günler için yayın düzenlemek programcının inisiyatifine bırakıldı. Özel gün yayınlarında, TRT’ye bağlı tüm radyolar ortak yayına geçip, farklı bölümleri yayınlıyorlardı. TRT Genel Müdürlüğü’nün özel gün ve haftalara ilişkin “özel yayın talimatı” vermediği Radyo Dairesi Başkanlığı, 2009 yılındaki hiçbir ulusal bayram için özel yayın yapmayacak. Geçen yıl özel kutlama anonsu ile başlattığı ve “Yaşasın 23 Nisan”, “Atatürk ve Çocuk”, “Ata’nın Işığında Eğitim” gibi programlarıyla “Atatürk ve Cumhuriyet değerlerini” ön plana çıkartan kurum,artık ulusal günleri, var olan programların içinde, programcının isteğine göredüzenleyecek. Yani ulusal bayramlar programcının keyfine göre değerlendirilecek.Geçen yıl özel kutlama anonsu ile açılan 23 Nisan özel yayınında “Yaşasın 23 Nisan”, “Uygarlık Yolunda”, “Atatürkçü Düşünce ve Çağdaşlaşma”, “Atatürkve Çocuk”, “Ata’nın Işığında Eğitim” gibi 11 anlamlı program hazırlanmıştı. TRT Radyo-1’in bu seneki 23 Nisan yayın içeriğinde ise normal gün programakışı sürecek. 23 Nisan Perşembe günü yayınlanacak günlük program akışında“Atık servettir”, “Ekonomi Günlüğü”, “Din ve Ahlak”, “Spor Dünyası” ve “Can Eriklerinin Düşleri” gibi programlar yer alıyor.
10 Kasım için de geçerli
TRT’nin “özel program yapmama ve yayın akışı hazırlamama” uygulaması, 23Nisan’ın ardından gelecek olan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, 30 AğustosZafer Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nü de kapsayacak.
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=142118&cat=140&dt=2009/04/22
TRT'de 'ulusal günler' temizliği
Bundan böyle, 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim ve 10 Kasım'da özel yayın yapılmayacak
Geçen yıl 23 Nisan’da “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Özel Uygulama Talimatı” yayınlayan ve program akışını, hangi radyoların hangi anonsu yapacağına kadar ayrıntılı planlayan TRT, bu yıl bu uygulamadan vazgeçti. Günlük normal program akışı sürecek, o gün yayın yapan programcıları kendi inisiyatiflerinde konuya yer verirse verecek.
Radyo Televizyon Kurumu (TRT), radyolarında ulusal bayramları içerenözel gün ve haftalarla ilgili “özel yayın” uygulamasına son verdi. TRT’ye bağlı radyolarda ulusal günler için yayın düzenlemek programcının inisiyatifine bırakıldı. Özel gün yayınlarında, TRT’ye bağlı tüm radyolar ortak yayına geçip, farklı bölümleri yayınlıyorlardı. TRT Genel Müdürlüğü’nün özel gün ve haftalara ilişkin “özel yayın talimatı” vermediği Radyo Dairesi Başkanlığı, 2009 yılındaki hiçbir ulusal bayram için özel yayın yapmayacak. Geçen yıl özel kutlama anonsu ile başlattığı ve “Yaşasın 23 Nisan”, “Atatürk ve Çocuk”, “Ata’nın Işığında Eğitim” gibi programlarıyla “Atatürk ve Cumhuriyet değerlerini” ön plana çıkartan kurum,artık ulusal günleri, var olan programların içinde, programcının isteğine göredüzenleyecek. Yani ulusal bayramlar programcının keyfine göre değerlendirilecek.Geçen yıl özel kutlama anonsu ile açılan 23 Nisan özel yayınında “Yaşasın 23 Nisan”, “Uygarlık Yolunda”, “Atatürkçü Düşünce ve Çağdaşlaşma”, “Atatürkve Çocuk”, “Ata’nın Işığında Eğitim” gibi 11 anlamlı program hazırlanmıştı. TRT Radyo-1’in bu seneki 23 Nisan yayın içeriğinde ise normal gün programakışı sürecek. 23 Nisan Perşembe günü yayınlanacak günlük program akışında“Atık servettir”, “Ekonomi Günlüğü”, “Din ve Ahlak”, “Spor Dünyası” ve “Can Eriklerinin Düşleri” gibi programlar yer alıyor.
10 Kasım için de geçerli
TRT’nin “özel program yapmama ve yayın akışı hazırlamama” uygulaması, 23Nisan’ın ardından gelecek olan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, 30 AğustosZafer Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nü de kapsayacak.
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=142118&cat=140&dt=2009/04/22
31 Mart 2009 Salı
seçme haberler... miniminicik yorumlar...
Haber 1 :
"TERÖRLE SAVAŞ'' HARCAMASI 685,7 MİLYAR DOLAR (31 Mart 2009 07:20:00)
ABD'nin Irak ve Afganistan'daki operasyonları dahil, 2001'den bu yana ''terörle mücadele'' gerekçesiyle yaptığı harcamanın 685,7 milyar dolara ulaştığı bildirildi.
http://www.aa.com.tr/index2.php?option=com_haber&no_html=0&popup=1&haber_id=125532
Terörü yaratmak için harcanan parayı da düşünürsek, bu haber bana pek bir etki etmedi, az bile harcanmış. "Bütçe"nin tamaına bakmak lazım tabii...
Haber 2 :
MİNYATÜR GÜNEŞ OLUŞTURULACAK (31.03.2009 08:13)
ABD'de, ''dünyanın en güçlüsü olduğu'' bildirilen lazerin, 3,5 milyar dolarlık harcama ve 10 yılı aşan bir çalışma sonucunda kullanıma hazır olduğu bildirildi. http://www.haberturk.com/haber.asp?id=137648&cat=180&dt=2009/03/31
Adamlar dünyayı ne hale getirdiklerini ve de yakında güneşten doğal olarak faydalanamayacaklarını fark ettikleri anda çakma güneşi yarattılar, çakma dünya ne zaman gelecek diye bekliyorum. E tabii abilerin bizim gibi uğraşacak seçimleri olmadığı için böyle oluyor biraz da...
Haber 3:
AYDIN: HERKESİN GÜVENEBİLECEĞİ BİR SEÇİM OLDU (30 Mart 2009 20:49:00)
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Muammer Aydın, Mahalli İdareler Genel Seçimleri'nin ''düzenli, tarafsız, herkesin güvenebileceği bir seçim olduğunu'' belirterek, ''bizim yönümüzden gurur vereci bir olay'' dedi.
http://www.aa.com.tr/index2.php?option=com_haber&no_html=0&popup=1&haber_id=125472
Ağlamak istiyorum sayın blog okurları! Gururdan şişti içim. Daha da yapmam yorum ben!
Haber 4:
BAKAN TÜZMEN MERSİN'İ KIZDIRDI (30 Mart 2009 19:31)
Mersin'de 20 gündür seçim çalışması yapan aynı ilin AKP Milletvekili ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in CHP adayının kazanması nedeniyle “Biz ‘Mersin'i Dubai yapacağız’ dedik. Ama yağmur yağdığı zaman Mersin Venedik oluyor. Yani herkes hak ettiğini bulur” dedi. Bakan'ın bu sözlerine tepki gösteren siyasiler ‘siyasi nezaketsizlik’ değerlendirmesini yaptı.
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=186003
Evet, katılıyorum. Gerçekten de "herkes hak ettiğini bulur". Halklar hak ettikleri şekilde yönetilir. Bkz. şekil 3a, beşeri Türkiye haritası.
"TERÖRLE SAVAŞ'' HARCAMASI 685,7 MİLYAR DOLAR (31 Mart 2009 07:20:00)
ABD'nin Irak ve Afganistan'daki operasyonları dahil, 2001'den bu yana ''terörle mücadele'' gerekçesiyle yaptığı harcamanın 685,7 milyar dolara ulaştığı bildirildi.
http://www.aa.com.tr/index2.php?option=com_haber&no_html=0&popup=1&haber_id=125532
Terörü yaratmak için harcanan parayı da düşünürsek, bu haber bana pek bir etki etmedi, az bile harcanmış. "Bütçe"nin tamaına bakmak lazım tabii...
Haber 2 :
MİNYATÜR GÜNEŞ OLUŞTURULACAK (31.03.2009 08:13)
ABD'de, ''dünyanın en güçlüsü olduğu'' bildirilen lazerin, 3,5 milyar dolarlık harcama ve 10 yılı aşan bir çalışma sonucunda kullanıma hazır olduğu bildirildi. http://www.haberturk.com/haber.asp?id=137648&cat=180&dt=2009/03/31
Adamlar dünyayı ne hale getirdiklerini ve de yakında güneşten doğal olarak faydalanamayacaklarını fark ettikleri anda çakma güneşi yarattılar, çakma dünya ne zaman gelecek diye bekliyorum. E tabii abilerin bizim gibi uğraşacak seçimleri olmadığı için böyle oluyor biraz da...
Haber 3:
AYDIN: HERKESİN GÜVENEBİLECEĞİ BİR SEÇİM OLDU (30 Mart 2009 20:49:00)
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Muammer Aydın, Mahalli İdareler Genel Seçimleri'nin ''düzenli, tarafsız, herkesin güvenebileceği bir seçim olduğunu'' belirterek, ''bizim yönümüzden gurur vereci bir olay'' dedi.
http://www.aa.com.tr/index2.php?option=com_haber&no_html=0&popup=1&haber_id=125472
Ağlamak istiyorum sayın blog okurları! Gururdan şişti içim. Daha da yapmam yorum ben!
Haber 4:
BAKAN TÜZMEN MERSİN'İ KIZDIRDI (30 Mart 2009 19:31)
Mersin'de 20 gündür seçim çalışması yapan aynı ilin AKP Milletvekili ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in CHP adayının kazanması nedeniyle “Biz ‘Mersin'i Dubai yapacağız’ dedik. Ama yağmur yağdığı zaman Mersin Venedik oluyor. Yani herkes hak ettiğini bulur” dedi. Bakan'ın bu sözlerine tepki gösteren siyasiler ‘siyasi nezaketsizlik’ değerlendirmesini yaptı.
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=186003
Evet, katılıyorum. Gerçekten de "herkes hak ettiğini bulur". Halklar hak ettikleri şekilde yönetilir. Bkz. şekil 3a, beşeri Türkiye haritası.
11 Mart 2009 Çarşamba
mini kolaj : yorum şart değil aslında...
sevgili aysema'nın blogunda karamsar yorumlar bıraktıktan sonra - çok beğenerek takip ettiğimi söylemeliyim bu arada - biraz da daha "hafif" haberlere göz gezdireyim istedim. bu nedenle habertürk'ün sitesine girdim ve beni "eğlendiren" haberleri aşağıya kısaca aldım efendim:
1 - Jartiyerli Tuğçe Kazaz sağlıkçıları kızdırdı : "Bu defileyi düzenleyenler hakkında suç duyurusunda bulunacağız"
kesinlikle katılıyor ve destekliyorum, bu ülkede şu anda gerçekten de en çok tepki verilmesi gereken konu budur ve suç duyurusunda bulunulmalıdır. zira zaten tüm vatandaşlarımız gasp edilen her hakları için aynı cevval tepkiyi vermektedir ve sıra artık buna gerçekten de gelmiştir.
2 - Sanayinin çarkları duruyor : Şubat ayında kapasite kullanımı yüzde 15.5 oranında azaldı
bence bu insanlar farklı bir ülkede yaşıyorlar zira daha geçen gün başbakanım dedi ki "felaket tellalliğinin lüzumu yok". o halde, bu yalan haber olmalı. abartmayalım, hamdolsun bize birşey olmaz.
3 -Doğalgazdaki indirim, faturaya eksik yansıtılmış : Şubat ayında yapılan yüzde 17'lik indirimin faturalara tam olarak yansıtılmadığı ortaya çıktı. Zammı kırparak yansıtan dağıtıcılar haksız kazanç sağladı
yorum yaparak parmaklarımı yormak istemiyorum, üzülmeyelim nasılsa haziran'da yeni indirim gelecek(miş).
4 -''Türkiye'nin temelleri sağlam'' : Devlet Bakanı Mehmet Şimşek '' Bugün eğer bir banka batmadıysa ,vatandaşa yük oluşturmadıysa, bu başlı başına bir başarıdır'' dedi
gerçekten de öyle! ye ye bitmedi gitti, buradaki başarı vatandaşta mı yoksa yiyenlerde mi kararsızım...
5 - "Nereye gitsek 'İş, iş, iş' diyorlar" - Bülent Arınç: "Bu 10 yıl önce de 30 yıl önce de böyleydi"
hamdolsun akepe herkesi iş sahibi yaptı... dün haberlerde gördüğüm, 200 kişilik kocaeli belediyesi eleman alımı ilanına yapılan 10000 başvuru neydi acaba? sevgili aysema'nın blogunda yer aldığı şekliyle, acaba burada da "felaket tellalliği" olması için bilgisayar desteğiyle kişi sayısı medya tarafından daha mı fazla gösterildi?
6 - Memur ve emekliye 300 TL : Bakan Ekren, piyasayı canlandırmak için yeni önlem paketinde memur ve emekliye bir defaya mahsus ödeme planlarının olduğunu söyledi
yaşasın sosyal devlet! yaşasın emeklisine kıymet veren anlayış! yaşasın bu haberleri bizlerle paylaşan ve yaşamı daha çekilir kılanlar! hop de hey ley!
eğlence anlayışım biraz çarpık.... ben yapabilirim bu konuda?!
1 - Jartiyerli Tuğçe Kazaz sağlıkçıları kızdırdı : "Bu defileyi düzenleyenler hakkında suç duyurusunda bulunacağız"
kesinlikle katılıyor ve destekliyorum, bu ülkede şu anda gerçekten de en çok tepki verilmesi gereken konu budur ve suç duyurusunda bulunulmalıdır. zira zaten tüm vatandaşlarımız gasp edilen her hakları için aynı cevval tepkiyi vermektedir ve sıra artık buna gerçekten de gelmiştir.
2 - Sanayinin çarkları duruyor : Şubat ayında kapasite kullanımı yüzde 15.5 oranında azaldı
bence bu insanlar farklı bir ülkede yaşıyorlar zira daha geçen gün başbakanım dedi ki "felaket tellalliğinin lüzumu yok". o halde, bu yalan haber olmalı. abartmayalım, hamdolsun bize birşey olmaz.
3 -Doğalgazdaki indirim, faturaya eksik yansıtılmış : Şubat ayında yapılan yüzde 17'lik indirimin faturalara tam olarak yansıtılmadığı ortaya çıktı. Zammı kırparak yansıtan dağıtıcılar haksız kazanç sağladı
yorum yaparak parmaklarımı yormak istemiyorum, üzülmeyelim nasılsa haziran'da yeni indirim gelecek(miş).
4 -''Türkiye'nin temelleri sağlam'' : Devlet Bakanı Mehmet Şimşek '' Bugün eğer bir banka batmadıysa ,vatandaşa yük oluşturmadıysa, bu başlı başına bir başarıdır'' dedi
gerçekten de öyle! ye ye bitmedi gitti, buradaki başarı vatandaşta mı yoksa yiyenlerde mi kararsızım...
5 - "Nereye gitsek 'İş, iş, iş' diyorlar" - Bülent Arınç: "Bu 10 yıl önce de 30 yıl önce de böyleydi"
hamdolsun akepe herkesi iş sahibi yaptı... dün haberlerde gördüğüm, 200 kişilik kocaeli belediyesi eleman alımı ilanına yapılan 10000 başvuru neydi acaba? sevgili aysema'nın blogunda yer aldığı şekliyle, acaba burada da "felaket tellalliği" olması için bilgisayar desteğiyle kişi sayısı medya tarafından daha mı fazla gösterildi?
6 - Memur ve emekliye 300 TL : Bakan Ekren, piyasayı canlandırmak için yeni önlem paketinde memur ve emekliye bir defaya mahsus ödeme planlarının olduğunu söyledi
yaşasın sosyal devlet! yaşasın emeklisine kıymet veren anlayış! yaşasın bu haberleri bizlerle paylaşan ve yaşamı daha çekilir kılanlar! hop de hey ley!
eğlence anlayışım biraz çarpık.... ben yapabilirim bu konuda?!
5 Mart 2009 Perşembe
bir başkadır benim memleketim...
yaklaşık iki haftadır hem blogların tamamından hem dünyadan hem kendimden kopmuş durumda çalışmakta olan bu bünye en nihayetinde çıt dedi çıtladı ortasından ve cuma sabahının saat 4'ünde ayaklandı bir daha gözünü kırpamamacasına...
yaklaşık iki haftadır "çok önemli" bazı haberler haricinde dünyada ne olup bittiğini bilmeyen bendeniz saat 4 - 6 arasında internet sörfü yoluyla dünyada neler olmuş neler bitmiş okudum. yetti mi? yetmedi elbet... ama gördüm ki hem güzel memleketim hem de üzerinde yaşadığımız şu top hiçbir değişikliğe uğramamış. kriz gırla devam etmekte, seçimler yaklaşmakta, baykal ve erdoğan savaşarak sevişmekte, yankesiciler kendi geçimlerini hala diğerlerinin üzerinden yürütmekte (oğlunun cenazesinde parası çalınan pilot babasının soyulmasından bahsetmiyorum, benim dediğim yankesiciler daha arsız ve biz kendimizi gönüllü olarak soyduruyoruz).
sabah haberlerinden gözüme çarpanlar:
1 - dolar fırladı hopladı, ergenekon gene gündeme geldi balbay'ın mahkemeye sevkiyle.
2 - mazlumun destekçisi acar hükümetimiz el beşir'in savunmasını üstlendi ve bir yıl erteleme istedi (uyumsuz tam da şurada uzun uzun ve "güzel güzel" yazmıştı...)
3 - "ben sadece senin değil memleketimin unakıtanıyım" diyen by-pass'lı sayın bakanımız gene bizi akıtmaya döndü hamdolsun anavatanından (oğlunun "vanminüt" operasyonu ayırca takdire şayan).
son olarak, akıllara ziyan ikramiye sağolsun ben bu hafta kupon yatırmadığım için halime acıdı ve kendini kimseye göstermedi, haftaya bana çıkar artık ben de kafayı bu sefer daha haklı bir sebeple çizerim :-)
yaklaşık iki haftadır "çok önemli" bazı haberler haricinde dünyada ne olup bittiğini bilmeyen bendeniz saat 4 - 6 arasında internet sörfü yoluyla dünyada neler olmuş neler bitmiş okudum. yetti mi? yetmedi elbet... ama gördüm ki hem güzel memleketim hem de üzerinde yaşadığımız şu top hiçbir değişikliğe uğramamış. kriz gırla devam etmekte, seçimler yaklaşmakta, baykal ve erdoğan savaşarak sevişmekte, yankesiciler kendi geçimlerini hala diğerlerinin üzerinden yürütmekte (oğlunun cenazesinde parası çalınan pilot babasının soyulmasından bahsetmiyorum, benim dediğim yankesiciler daha arsız ve biz kendimizi gönüllü olarak soyduruyoruz).
sabah haberlerinden gözüme çarpanlar:
1 - dolar fırladı hopladı, ergenekon gene gündeme geldi balbay'ın mahkemeye sevkiyle.
2 - mazlumun destekçisi acar hükümetimiz el beşir'in savunmasını üstlendi ve bir yıl erteleme istedi (uyumsuz tam da şurada uzun uzun ve "güzel güzel" yazmıştı...)
3 - "ben sadece senin değil memleketimin unakıtanıyım" diyen by-pass'lı sayın bakanımız gene bizi akıtmaya döndü hamdolsun anavatanından (oğlunun "vanminüt" operasyonu ayırca takdire şayan).
son olarak, akıllara ziyan ikramiye sağolsun ben bu hafta kupon yatırmadığım için halime acıdı ve kendini kimseye göstermedi, haftaya bana çıkar artık ben de kafayı bu sefer daha haklı bir sebeple çizerim :-)
20 Ocak 2009 Salı
tayyip brüksel'de...
"bak şimdi bak tam bir gazeteci gibi konuştun almayayım aşaaaaa" diye tekrarladım bir güldüm kendi çapımda... bu arada, o "oraya yakışmayacak" güzel laf ne ola ki ben çıkartamadım gerçekten de :
Başbakan Erdoğan, Kıbrıs’taki Türk askerini “işgalci” olarak nitelendiren Rum parlamentere sert çıktı. Erdoğan, başını sallayan vekile “Bizim ülkemizde güzel bir laf var ama buraya yakışmaz. Türkiye işgalci değildir” dedi.
Brüksel’de temaslarda bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa’nın Dostları isimli kuruluşun düzenlediği toplantıda konuşma yaptı ve soruları yanıtladı. Rum Parlamenter Mario Matsakis, Kıbrıs’taki Türk askerini “işgalci” olarak niteleyerek, Başbakan Erdoğan’a “Türk askeri ne zaman geri çekilecek?” diye sordu. Matsakis, Başbakan Erdoğan soruyu yanıtlarken, sözünü kesti ve bazı el kol hareketleri yaptı.
Buna sert tepki gösteren Erdoğan ise şöyle konuştu: “Ne kadar güzel. Bak şimdi bak tam bir gazeteci gibi konuşuyorsun. Ben bir gazeteci gibi konuşmuyorum. Olayı yaşayan biri olarak konuşuyorum. Şansölye Merkel ne demiştir; ‘Güney Kıbrıs’ın AB’ye alınması yanlış olmuştur.’ Başını istediğin kadar salla, bizim ülkemizde güzel bir laf var ama buraya uymaz, yakışmaz. Hiçbir zaman TSK, Türkiye işgalci değildir. Kardeşlerinin yanında garantör bir ülke olarak vardır. Yunanistan nasıl garantörse, Türkiye de orada garantördür. Bunu da böyle bilmelisin.”
http://www.ntvmsnbc.com/news/472772.asp
Başbakan Erdoğan, Kıbrıs’taki Türk askerini “işgalci” olarak nitelendiren Rum parlamentere sert çıktı. Erdoğan, başını sallayan vekile “Bizim ülkemizde güzel bir laf var ama buraya yakışmaz. Türkiye işgalci değildir” dedi.
Brüksel’de temaslarda bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa’nın Dostları isimli kuruluşun düzenlediği toplantıda konuşma yaptı ve soruları yanıtladı. Rum Parlamenter Mario Matsakis, Kıbrıs’taki Türk askerini “işgalci” olarak niteleyerek, Başbakan Erdoğan’a “Türk askeri ne zaman geri çekilecek?” diye sordu. Matsakis, Başbakan Erdoğan soruyu yanıtlarken, sözünü kesti ve bazı el kol hareketleri yaptı.
Buna sert tepki gösteren Erdoğan ise şöyle konuştu: “Ne kadar güzel. Bak şimdi bak tam bir gazeteci gibi konuşuyorsun. Ben bir gazeteci gibi konuşmuyorum. Olayı yaşayan biri olarak konuşuyorum. Şansölye Merkel ne demiştir; ‘Güney Kıbrıs’ın AB’ye alınması yanlış olmuştur.’ Başını istediğin kadar salla, bizim ülkemizde güzel bir laf var ama buraya uymaz, yakışmaz. Hiçbir zaman TSK, Türkiye işgalci değildir. Kardeşlerinin yanında garantör bir ülke olarak vardır. Yunanistan nasıl garantörse, Türkiye de orada garantördür. Bunu da böyle bilmelisin.”
http://www.ntvmsnbc.com/news/472772.asp
16 Aralık 2008 Salı
enseyi karartmayın, altınları çıkartın!
** ben buna yorum yapabilecek kabiliyette değilim - sayın ve bilgili bakanımızın görebildiklerini göremediğim, duyamadıklarını duyabildiğim için eksik akıllı olduğuma cidden inandım artık**
Bütçe sunumunu yapan Maliye Bakanı Unakıtan, Türkiye’nin krize hazırlıklı yakalandığını belirterek, “Türkiye’de kimse enseyi karartmasın; bizi iyi günler bekliyor” dedi. Unakıtan, “Altınları yastık altından çıkarıp, ekonomiye kazandırın” diye konuştu.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Meclis’te 2009 bütçesinin sunumunu yaptı. Dünyada alınan önlemlerin piyasaları yatıştırmaya yetmediğine dikkat çeken Unakıtan, “Para vermekle bu iş olmuyor. Güven ve istikrarı sağlayacak başka yapısal tedbirlerin alınması lazım. Bu tedbirler de yanlış sistemin düzeltilmesinden geçiyor. Mevcut sistemin değişmesi lazım. Bu dünya krizi sona ererse bütün dünya millitleri bir ‘oh’ çekecek” dedi.
Unakıtan, krizin etkilerinin en aza indirilmesi için finans kesimi ile reel kesim arasındaki kredi kanalının iyi işler hale gelmesi gerektiğini ve bu süreçte bankacılık sektörüne önemli, bir rol düştüğünü de belirterek, şunları söyledi: “Reel sektör ile bankacılık sektörü arasındaki işbirliğinin her zaman güçlü tutulması gerekir. Bankalarımızın reel sektöre yönelik olarak yeterli likiditeyi sağlamak yönünde gerekli hassasiyeti göstermesini bekliyorum. Çünkü bankacılık sistemimiz reel ekonomiyi rahatlıkla destekleyebilecek güçtedir.”
HAZIRLIKLI YAKALANDIK, KUYRUKLAR YOK
Türkiye’nin bugüne kadar kendi içinden çıkan krizlerle uğraştığını kaydeden Unakıtan, “Bu kriz Türkiye’nin değil dünyanın krizi. Biz bu krize hazırlıklı olarak yakalandık. Şimdi gece 12.00’de trafik ha böyle. Ne tüp kuyruğu, ne gaz kuyruğu, ne yağ kuyruğu var” diye konuştu.
Türkiye’nin avantajlarına ve olumlu konumuna rağmen krizden etkilendiğini, etkileneceğini ifade eden Unakıtan, “Ticaret daralacak, büyüme düşecek ve işsizlik de bir miktar artacak” dedi.
YÜZDE 3’LÜK BÜYÜME TAKDİR EDİLMELİ
Türkiye’nin dokuz aylık dönemde yüzde 3 büyümesinin takdirle karşılanması gerektiğini belirten Unakıtan, Türkiye için resesyonun söz konusu olmadığını söyledi.
ALTINLARI EKONOMİYE KAZANDIRIN
Unakıtan, 2003 yılından bugüne kadar 4.6 milyar dolarlık altın ihracı yapılırken, 24.3 milyar dolarlık altın ithal edildiğini kaydetti. 5 yılda 23 milyar dolarlık altının yastık altına gittiğini kaydeden Unakıtan, “Millet olarak yastık altında ciddi miktarda altın biriktirdiğimizi görüyorum. Halkımızdan şunu rica ediyorum: Lütfen yastık altındaki bu varlıkları ekonomiye kazandırsınlar. Bu krizden şirketlerimizi güçlendirerek çıkalım. Türkiye’de kimse enseyi karartmasın; bizi iyi günler bekliyor” diye konuştu.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, kredilerin daraldığı dönemde özel sektörün güçlü finansal yapıya sahip olması gerektiğini, bunun için şirketlerin sermaye rasyonlarına dikkat edip, yükseltmelerinin önemli olduğunu söyledi.
VERGİ İNDİRİMLERİNİ YAPTIK, BEKLENTİ GEREKSİZ
Unakıtan, önümüzdeki dönemde gelişmeleri yakından takip ederek mali disiplinden ve yapısal reformlardan taviz vermeden gerekli önlemleri almaya devam edeceklerini kaydetti.
Maliye Bakanı, krize çare olarak vergi indirimleri yapılmasının talep edildiğin, ancak vergi indirimlerini yaptıklarını belirtti ve “Böyle bir beklentiye gerek yok” dedi.
Gelecek yılın merkezi yönetim bütçesinde giderler 262.2 milyar YTL, gelirler 248.8 milyar YTL, bütçe açığı 13.5 milyar YTL, faiz dışı fazla ise 44 milyar YTL olarak hedefleniyor.
http://www.ntvmsnbc.com/news/469163.asp
Bütçe sunumunu yapan Maliye Bakanı Unakıtan, Türkiye’nin krize hazırlıklı yakalandığını belirterek, “Türkiye’de kimse enseyi karartmasın; bizi iyi günler bekliyor” dedi. Unakıtan, “Altınları yastık altından çıkarıp, ekonomiye kazandırın” diye konuştu.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Meclis’te 2009 bütçesinin sunumunu yaptı. Dünyada alınan önlemlerin piyasaları yatıştırmaya yetmediğine dikkat çeken Unakıtan, “Para vermekle bu iş olmuyor. Güven ve istikrarı sağlayacak başka yapısal tedbirlerin alınması lazım. Bu tedbirler de yanlış sistemin düzeltilmesinden geçiyor. Mevcut sistemin değişmesi lazım. Bu dünya krizi sona ererse bütün dünya millitleri bir ‘oh’ çekecek” dedi.
Unakıtan, krizin etkilerinin en aza indirilmesi için finans kesimi ile reel kesim arasındaki kredi kanalının iyi işler hale gelmesi gerektiğini ve bu süreçte bankacılık sektörüne önemli, bir rol düştüğünü de belirterek, şunları söyledi: “Reel sektör ile bankacılık sektörü arasındaki işbirliğinin her zaman güçlü tutulması gerekir. Bankalarımızın reel sektöre yönelik olarak yeterli likiditeyi sağlamak yönünde gerekli hassasiyeti göstermesini bekliyorum. Çünkü bankacılık sistemimiz reel ekonomiyi rahatlıkla destekleyebilecek güçtedir.”
HAZIRLIKLI YAKALANDIK, KUYRUKLAR YOK
Türkiye’nin bugüne kadar kendi içinden çıkan krizlerle uğraştığını kaydeden Unakıtan, “Bu kriz Türkiye’nin değil dünyanın krizi. Biz bu krize hazırlıklı olarak yakalandık. Şimdi gece 12.00’de trafik ha böyle. Ne tüp kuyruğu, ne gaz kuyruğu, ne yağ kuyruğu var” diye konuştu.
Türkiye’nin avantajlarına ve olumlu konumuna rağmen krizden etkilendiğini, etkileneceğini ifade eden Unakıtan, “Ticaret daralacak, büyüme düşecek ve işsizlik de bir miktar artacak” dedi.
YÜZDE 3’LÜK BÜYÜME TAKDİR EDİLMELİ
Türkiye’nin dokuz aylık dönemde yüzde 3 büyümesinin takdirle karşılanması gerektiğini belirten Unakıtan, Türkiye için resesyonun söz konusu olmadığını söyledi.
ALTINLARI EKONOMİYE KAZANDIRIN
Unakıtan, 2003 yılından bugüne kadar 4.6 milyar dolarlık altın ihracı yapılırken, 24.3 milyar dolarlık altın ithal edildiğini kaydetti. 5 yılda 23 milyar dolarlık altının yastık altına gittiğini kaydeden Unakıtan, “Millet olarak yastık altında ciddi miktarda altın biriktirdiğimizi görüyorum. Halkımızdan şunu rica ediyorum: Lütfen yastık altındaki bu varlıkları ekonomiye kazandırsınlar. Bu krizden şirketlerimizi güçlendirerek çıkalım. Türkiye’de kimse enseyi karartmasın; bizi iyi günler bekliyor” diye konuştu.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, kredilerin daraldığı dönemde özel sektörün güçlü finansal yapıya sahip olması gerektiğini, bunun için şirketlerin sermaye rasyonlarına dikkat edip, yükseltmelerinin önemli olduğunu söyledi.
VERGİ İNDİRİMLERİNİ YAPTIK, BEKLENTİ GEREKSİZ
Unakıtan, önümüzdeki dönemde gelişmeleri yakından takip ederek mali disiplinden ve yapısal reformlardan taviz vermeden gerekli önlemleri almaya devam edeceklerini kaydetti.
Maliye Bakanı, krize çare olarak vergi indirimleri yapılmasının talep edildiğin, ancak vergi indirimlerini yaptıklarını belirtti ve “Böyle bir beklentiye gerek yok” dedi.
Gelecek yılın merkezi yönetim bütçesinde giderler 262.2 milyar YTL, gelirler 248.8 milyar YTL, bütçe açığı 13.5 milyar YTL, faiz dışı fazla ise 44 milyar YTL olarak hedefleniyor.
http://www.ntvmsnbc.com/news/469163.asp
12 Aralık 2008 Cuma
2bin yıllık insan beyni bulundu
İngiltere’de paleontologların ortaya çıkardığı bir kafatasının içinde en az 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen insan beyni bulundu.
Ülkenin kuzeyindeki York kenti yakınlarında M.Ö. 300 yılından kalma bir kazı alanında çalışan Rachel Cubitt adlı paleontoloğun bulduğu beynin, Demir Çağı’ndan kaldığı tahmin ediliyor.
Kafatasının dini bir törende kullanıldığını düşündüklerini belirten paleontologlar, en az 2 bin yıllık olduğu sanılan beynin, çok iyi korunduğunu söylediler.Paleontolog Rachel Cubitt, kafatasını bulduğunda içinde bir şeyin hareket ettiğini hissettiğini, sonra sarı bir madde gördüğünü belirtti ve “Bu, bana beyin dokularının hayatta kalmasıyla ilgili üniversitede gördüğüm dersi hatırlattı” dedi.York hastanesinde taramadan geçirilen kafatasındaki beynin incelenebilecek durumda olduğu kaydedildi.
http://www.ntvmsnbc.com/news/468834.asp
Ülkenin kuzeyindeki York kenti yakınlarında M.Ö. 300 yılından kalma bir kazı alanında çalışan Rachel Cubitt adlı paleontoloğun bulduğu beynin, Demir Çağı’ndan kaldığı tahmin ediliyor.
Kafatasının dini bir törende kullanıldığını düşündüklerini belirten paleontologlar, en az 2 bin yıllık olduğu sanılan beynin, çok iyi korunduğunu söylediler.Paleontolog Rachel Cubitt, kafatasını bulduğunda içinde bir şeyin hareket ettiğini hissettiğini, sonra sarı bir madde gördüğünü belirtti ve “Bu, bana beyin dokularının hayatta kalmasıyla ilgili üniversitede gördüğüm dersi hatırlattı” dedi.York hastanesinde taramadan geçirilen kafatasındaki beynin incelenebilecek durumda olduğu kaydedildi.
http://www.ntvmsnbc.com/news/468834.asp
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






