29 Ağustos 2010 Pazar

bizim şampiyona...

sevgili arkadaşımın gidemiyor olmasından ötürü verdiği biletlerle topladım eşi dostu, çok neşeli mikro bir ekiple abdi ipekçi arena'nın yoluna düştük, 2010 fiba dünya basketbol şampiyonası b grubu'nun ilk gün maçlarını izlemeye... öncelikle, kendisine buradan kendim ve +3'üm adına pek teşekkür ederim :)

dünya şampiyonası başlamadan önce reklamları dönüyordu malum, tony parker'lı, kobi bryant'lı, pau gasol'lu "falan"... eh, hiçbiri yok şampiyonada, hiçbiri gelmedi, türkiye'nin tüm grup maçları bizden uzakta, ankara'da, hal böyle olunca biz de eldekilerle yetinmek adına fazla söylenmeden organizasyonun ve hizmetlerin de bir dünya şampiyonasına uygun olacağını umarak (ve bekleyerek) girdik kapıdan içeri... notlar şöyle:

1 - girişte tüm bozuk paraları topladılar (bağış seçenekleri: lösemili çocuklar ya da pakistan). bir çok vatandaşımız bu konuda çok sorun çıkarttılar, sesini yükseltenler, "bu ne biçim iş yaaau" diye söylenenler, "e içeride bir şey alsak para üstünü nasıl alıcaz sanki bozuk vermeyecekler mi" diye tepinenler... (ne yalan söyleyeyim, benim de aklımdan bu son nokta geçti ama o kadar alışığım ki futbol maçı öncesi tüm bozuklukları polise / güvenliğe kaptırmaya, hiç üzerinde durmadım ve benim paralar lösemili çocuklar ile pakistan arasında bölüştürüldü tarafımca, hak geçmemesi adına - var evet böyle acayip adil huylarım - ve ne kadar çok bozuk param olduğuna şaşırıp yüklüce bir miktarı bırakıp rahatlayarak girdim içeriye)

2 - biz ilk maçın (slovenya - tunus) 3. çeyreğinin son yarısına ancak yetişebildik ve ağız tadıyla sadece 4. çeyreği seyredebildik ama beklentilerin dışında pek bir şey bulamadık haliyle. zaten öncelikli gidiş amacımız hırvatistan - abd maçını izlemek olduğu için çok üstünde durmadık ve neşeyle beklemeye başladık. slovenler ve hırvatlar çoluk çocuk kalabalık pek güzellerdi :) abd - hırvatistan maçı ise benim için büyük hayal kırıklığı oldu, aslında abd üstünlüğüyle biteceğini biliyor olmakla birlikte, iyi bir takım olduğunu bildiğim hırvatistan'ın daha ikinci çeyreğin başında oyunu bırakmasını izlemek hem sıkıcı bir maçı hem de kişisel bir hayalkırıklığını getirdi. bulunduğu herhangi bir organizasyonda abd ve herhangi bir ülke takımı maçı varken mutlaka abd'nin karşısındaki o "herhangi bir ülke"yi destekleyen bendeniz gibi anti-abd kişiler için ise bir kaç nba hareketi görmek haricinde pek neşe vermeyen bir deneyimdi (bu noktada haksızlık yapmayı abartmamam gerekiyor evet, eğri oturdum doğru konuşayım, bir kaç smaç gördüm ki "oooooooaaah" dedim, itiraf ediyorum).

3 - beklediğimiz maçtan önce karnımızı doyurmak üzere dışarı çıktık mutlu mesut, sinirden kudurarak yerimize döndük. şöyle ki : gerçekten de içeride bozuk para üstü vermiyorlar...! bir su bir kahve mi almak istiyorsunuz? ufacık bardakta 3 yudum kahve 5 tl (yuh), küçük boy bardak su 2,5 tl (daha da bir yuh) ve 10 tl verdiğinizde aldığınız yanıt : "üzgünüz tek su alamazsınız, ya kahve alacaksınız sadece ya da iki su alacaksınız çünkü para üstü vermiyoruz" (yuhlar duble olsun!) o zaman kartla ödeyeyim de para üstü derdi olmasın derseniz, üzgünüz içeride kredi kartı kabul edilmiyor (yuhtan ohaya geçiş yumuşacık oluyor bu noktada!) sandöviç mi yiyeceksiniz? seçenekler var, istersen sosisli istersen dönerli istersen köfteli... fiyat 10 tl (bunu çok sıkıntı yapmıyorsun zira çok lezzetli olmasa da en azından büyükçe sandöviçler veriyorlar). sandöviç değil de patlamış mısır yemeğe kalkarsanız bizim gibi, paket paket hazırlamışlar, satıyorlar. elinize bir paket alıp da fiyatını sorunca size "10 tl" diyorlar... işte o nokta benim koptuğum noktadır. elimden daha büyük olmayan bir pakette, hiçbir özelliği olmayan bir paket patlamış mısıra dalga geçer gibi 10 tl isteyen dangoz organizasyona saydırarak paketi bırakıp yerimize döndük biz. zaten su içeceğiz diye maaşı bırakmışız oraya, mısırı eksik kalsın!! yurduminsanını her fırsatta sömüren organizasyonu buradan gözlerinden öpüyorum (e tabii canım bir daha dünya şampiyonası mı olacak burada? etinden sütünden yağından tüyünden faydalanmak lazım maksimum derecede!) ve en azından otoparkı ücretsiz yapmaları nedeniyle kendilerine buradan el sallıyorum.



4 - bascat kadar sevimsiz bir maskot görmedim! üstelik de aralıklarla astıkları çizim posterleri sinirimi çok bozdu, bu kadar mı psikopat gibi görünür bir maskot! beğenmedik (önceden gördük mü onu? gördük. o zaman beğenmiş miydik? beğenmemiştik. ama afişleri dün gördük. "öeeeh" dedik).

5 - güvenlik görevlileri : basın gidin olm şaka mısınız siz?! bir yerde duruyorsunuz "orada beklemek / durmak / oturmak / kalkmak" yasak... bu ne ya? yabancılara laf yok, ben yapınca "yasak"... küfrettim hepinize, sadece yanımdaki insanların tadı kaçmasın diye rezalet çıkartmayarak insan gibi davrandım ve didiştim sizinle ama çok daha fazla şey demek ve yapmak geçti içimden. siz illa kendi vatandaşınıza geçirebilin değil mi sözünüzü?

maalesef son maçı (brezilya - iran) seyredemedik, çıkmamız gerekti  (biz de topluca arkadaşımıza gidip türkiye'nin ankara'daki fildişi sahili maçını pasta çay eşliğinde izledik, pek güzeldi!).

yine de... güzel bir gün geçirdim, fanatizm gözlerimi kör etmeden burnumun dibinde dünya şampiyonasının bir kısmına şahit oldum, yukarıda yazdığım ve beni çok sinirlendiren dangalaklıkları unutmaya çalışarak mutlu bir şekilde evime döndüm. ülkece şöyle 20 fırın daha ekmek yedikten sonra, gene böyle bir organizasyon olmasını diliyorum.

3 yorum:

  1. Şu Türklerin benim kendime çeki düzen vereceğime elalemin laf söylememesi için uğraş veririm adetinin tipik bir yansıması olmuş organizasyon.
    Yahu madem para üstü veremiyorsun dangalak, kapıda topladıgın bozukluklarla mesela marka ver insanlara. Atıyorum 5 marka bir sandviç iki marka bir kola olsun, hani eski askeri kamplar misali. Gidip gönüş rahatlığınca al istediğini. Milletin parasına da el koyma.
    Bascat adı muhteşem bir buluş ama maskotun kendisi yaratık. Neden yarım ay şeklinde bir kafa mesela ? Yahu her hangi bir grafikerlik bölümü birinci sınıf öğrencisi bile en az on tane daha iyisini çıkarırmış.
    Öte yandan açılış töreni de rezaletti. Bizim o spordan uzak bakanların salak salak konuşmaları hele. Adam hala Avrupa Futbol Şampiyonasını kaybetmiş olmanın hırsıyla saydırıp duruyor.
    Amerika'nin neden full kadro gelmediği belli. Öyle güvenlik endişesi falan değil. Belli ki böylesi anti profesyonel bir turnuvada kendilerini rezil etmek istemediler heh.
    Öte yandan bizim milli takımı çok merak ediyorum, gruptan çıkacaktır mutlaka ama acaba bir çeyrek hatta yarı final görür müyüz ?

    YanıtlaSil
  2. pelincim dediklerinin hepsinde haklısın...

    açılış törenini izlemedim, sadece o konuda yorum yapamayacağım, ama :

    dün akşam fildişi sahili maçının verdiği izlenimle, öyle bir takım karşısında dahi "bu kadarcık" basket bulabilen bir takımın devam eden günlerde ne yapacağı benim için bir merak konusu. üstelik de "şampiyonanın daha ilk maçı, ısınacaklar elbette" denecek bir durum da yok zira millilerimiz zaten daha yeni çıktı efes cup'tan. gayet "ısınık"lar yani :) bekleyip göreceğiz...

    abd'nin güvenlik endişeleri vs konusuna gelince, kimse beni yemesin, benden ve çevredeki herkesten daha el üstünde tutuluyordu dün onların oyuncuları da izleyicileri de... kendi ülkende ikinci sınıf vatandaş nasıl olunur mis gibi yaşayıveriyorsun, adamların arabalarını park ettikleri yer dahi ayrı ve başka kimse oraya park etmiyor (bunu ben görmedim, beraberimdeki arkadaşımın dikkatini çekmiş, o söyledi).

    velhasılıkelam, gerçekten senin kafa yapın değişmediği sürece, kaş yaparken göz çıkartmaya devam edecek ve elalemin maskarası olacaksın.

    ha, o dehşet fiyatlara savunma şu olabilir : e yabancılarda da 5 euro sandöviç ve 1,5 euro su. ben de şöyle yanıt veririm : dangalak, onun alım gücüyle benimki bir mi?!

    ehe... kızdım gene :)

    YanıtlaSil
  3. el kadar patlamış mısır 10 tl...

    Bana biryeri hatırlattı ama, hangisiydi çıkaramadım, RTN2? Blind Guardian?

    Çok gittik biliosun hepsi karışır oldu :)

    Gene de mısır be... ayıp.

    YanıtlaSil