21 Eylül 2009 Pazartesi

hede hödö

uzunca süredir ne yazasım var ne de okuyasım.
blogger'dan ve diğer blog yuvalarından sanırsam ki hevesimi aldım.
ya da paylaşacak sözüm kalmadı, duygularım eskisi kadar taşkın değil.

sabah uyanıp işe gidiyor, akşama kadar orada debelendikten sonra (sözlük anlamıyla debelenmekte olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim) kendimi servise nasıl atıyorum ve eve nasıl varıyorum fark etmiyorum bile... elimde / çantamda / cebimde bir kitap sürekli oradan oraya sürükleniyormuşum gibi hissediyorum, ancak gittiğim hat hep aynı: ev - iş - ev... evdeyse de salon - yatak odası arası geçişler...

aylardan beri biriktirdiğim kitaplara dalıyorum birer ikişer... odanın çeşitli yerlerinde kitap yığınları var henüz okumadığım, birini bitirince diğerini alıyorum elime, biten kitap balkona dolaba kaldırılıyor. dolapta da yer kalmadı ya, bundan sonrakiler herhalde kenarda köşede bekleyecek tekrar ele alınacakları günü. kitaplarımı vermeye kıyamıyorum. hani öyle sık sık elime alıp da karıştırdığım için değil, onlar zaten elimin altında, odada kitaplıkta duruyorlar. balkondaki dolaplarda duranları da veremiyorum. halbuki bazılarının varlığını bile yılda iki kere toz almak için dolabın kapaklarını açtığımda hatırlıyorum. egomla ilgili bir durum olsa gerek... "ben okudum, ben! ben! hepsini okudum! ne kadar çok okumuşum yahu! ne kadar bilgili ve görgülüyüm!" demek için tutuyor olabilirim onları diye ciddi ciddi düşünüyorum bazen. çevremde çok az insan var okuyan, belki de manyakça bir saplantıyla, herkese yetecek kadar okumaya çalışıyorum. ne kadar saçma!

okuyorum
okuyorum
okuyorum

beğendiğim cümleleri paragrafları not alıyorum.
ya da düşüncelerimi yazarla ve tekniğiyle ilgili...

çok anlarmışım gibi romancılık tekniklerinden. "hadi ben sen de!" demezler mi adama? derler... ben olsam derim... diyorum da zaten.

aman işte bu da bir bayram yazısı olsun, yola öyle çıkmıştım, niyetse esas olan, bu da bayram yazısı olsun. bayram bizim eve bir sucuklu yumurta ve iki parça madlen çikolatadan öte anlam ifade etmemiş olsa da bu yıl, yağan yağmur ve ıhlamur ve puşkin ile birlikte ruhuma iyi geldi sanırsam.

hep sanmaktayım.
bir gün bileceğim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder