ben, yukarıdakilerin hepsiyim. sıkılgan bir insan olduğum için ipod’umdaki şarkıları sıklıkla değiştirmeye çalışırım. ama cd’lerim, ve dolayısıyla da mp3 dosyalarım sınırlı olunca dinleyecek şey bulmakta bir süre sonra zorluk çekebiliyorum. ve bu aralar, nostaljik takılmaktayım. ipod’umda baştan son guns n' roses, metallica, iron maiden ve judas priest bulunmakta, bir iki de aynı zamanlardan kalma seçme heavy metal eserler…
dün, okulların tatile girmesinden ve de azıcık yağmurdan kaynaklı müthiş bir trafikte eve gelirken baştan sona use your illusions ikilemesini tekrar dinleme fırsatım oldu. liseye gidiyordum, sanırsam lise 2, çok dinlemiştim bu albümü (ayıptır söylemesi çok çok afedersiniz akut bir axl rose saplantım vardı o zamanlar, pek çok severdim kendisinin asi diye nitelendirilen davranışlarını, hangi akla hizmet giydiğini şimdi anlayamadığım beyaz kısa taytına rağmen görüntüsünü ve o kulakları tırmalayan seksi sesini). uzun (15 yıl kadar) bir süre dinlemedikten sonra tekrar dinleyince, o zamanlar anlam veremediğim (daha doğrusu verdiğimi sandığım ama şimdi tekrar düşününce “oha lan ben ne anlamıştım bu herifler meğer ne diyormuş!” dediğim) şarkılar kafamda yerlerine oturdular.ve fark ettim ki, insanların yetişirken dinledikleri müzik türleri – aynen okudukları kitaplar kadar – yetişkinlik dönemi davranış ve algılarına ciddi etkide bulunuyor (burada, bu son derece geç çıkarımımdan ötürü kendimi özellikle tebrik ediyorum, güya her şeyi anlayan ben bunu yeni anladım ya, kendime hayret ettim). ama zaten yazının konusu da bu değil, değinesim geldi sadece.
önce, aynı tadı alıp almayacağımı merak ederek sırasıyla you could be mine, 14 years, don’t damn me ve back of bitch şarkılarını dinledikten ve hala aynı şekilde (ve eğer mümkünse daha bile fazla) neşelenerek dinlediğimi fark ettikten sonra o dönemde dinlerken sevmediğim ama şimdi ne düşüneceğimi merak ettiğim november rain, dust 'n' bones, coma, live and let die ve estranged’e geçtim. şaşırarak estranged’i ve dust 'n' bones'u çok sevdiğimi fark ettim - yaşanmışlıklar algıda elbette büyük etki yaratıyor... örneğin ben şimdi rahatlıkla, anlayarak ve arkasında durarak diyebilirim ki:
she loved him yesterday - yesterday's over
i said okay, that's all right
time moves on, that's the way
we live an hope to see the next day
that's all right
sometimes these things they are so easy
sometimes these things they are so cold
sometimes these things just seem to rip you right in two
oh no man don't let 'em get ta you
november rain’den gene hoşlanmadım, üstelik bu sefer bu şarkının sözlerinin ciddi ciddi ilkokul müsameresi şiirleri seviyesinde olduğuna – engin müzik bilgim (!) sayesinde – karar verdim. ama tam bir alt geçitten geçerken gördüğüm bir pankarta takılmışken (ki üzerinde koskoca harflerde “FARKINDA MISINIZ?!” yazıyordu) kulaklarımda “don't ya think that you need somebody - don't ya think that you need someone - everybody needs somebody - you're not the only one” patlayınca birden dank etti kafama…
ister asi ol, ister metalci, ister rapçi ya da udi… istediğin kadar bağır çağır konuş vıdı vıdı… araya yıllar da girse insanlar da ve hatta sen bazılarını gerçekten unutamadığına kendini inandırıp maskeler taksan da (ki inanınız yok öyle bir şey! test edip onaylanmıştır) gerçekten de you're not the only one...! o halde, ağlamayı kesebiliriz topluca.
ve bunun şerefine, yıllaaaaaaaaaaaaar öncesinden bir şarkı ile – özellikle her bir yaptığıma karışan tüm güzel insanlara – aşağıdaki duygusal parçayı armağan ediyorum:

don't damn me when i speak a piece of my mind
'cause silence isn't golden when i'm holding it inside
'cause i've been where i have been and i've seen what i have seen
i put the pen to the paper 'cause it's all a part of me
be it a song or casual conversation
to hold my tongue speaks of quiet reservations
your words once heard, they can place you in a faction
my words may disturb, but at least there's a reaction
sometimes i wanna kill
sometimes i wanna die
sometimes i wanna destroy
sometimes i wanna cry
sometimes i could get even
sometimes i could give up
sometimes i could give
sometimes i never give a fuck
it's only for a while i hope you understand
i never wanted this to happen, didn't want to be a man
so i hid inside my world, i took what i could find
i cried when i was lonely, i fell down when i was blind
but don't damn me when i speak a piece of my mind
'cause silence isn't golden when i'm holding it inside
'cause i've been where i have been and i've seen what i have seen
i put the pen to the paper 'cause it's all a part of me
how can i ever satisfy you and how can i ever make you see
that deep inside we're all somebody and it don't matter who you wanna be
but now i gotta smile, i hope you comprehend
for this man can say it happened, 'cause this child has been condemned
so i stepped into your world, i kicked you in the mind
and i'm the only witness to the nature of my crime
but look at what we've done to the innocent and young
whoa listen to who's talking 'cause we're not the only ones
the trash collected by the eyes and dumped into the brain
said it tears into our conscious thoughts
you tell me who's to blame
i know you don't wanna hear me cryin'
and i know you don't wanna hear me deny
that your satisfaction lies in your illusions
but your delusions are yours and not mine
we take for granted we know the whole story
we judge a book by its cover and read what we want between selected lines
don't hail me and don't idolize the ink
or i've failed in my intentions, can you find the missing link
your only validation is living your own life
vicarious existence is a fucking waste of time
so i send this song to the offended
i said what i meant and i've never pretended
as so many others do intending just to please
if i damned your point of view could you turn the other cheek
o dönemin müziklerini özlediğimi - ya da şöyle diyelim, o dönemde sevdiğim müziği dinlerken hissettiklerimi özlediğimi - fark ettim.
nostaljik alemde gezintimi bu gece de kanka insanıyla karşıya ışınlanarak heavy metal gecesi yaşamak suretiyle devam ettireceğim. değer şeyler hissettirirse yakında blog sayfamda yazarım efenim :-)
Bir de Kemancı geceleri vardı.. Ama cidden "iyi" müzik yapılan zamanları Kemancı'nın.. Millet sevgili araklamaya giderdi.. Biz müzik dinlemeye.. Hangi gün hangi grup çıkardı bilirdik.. Güzel günlerdi.. İlk gittiğim konser B. Adams.. ikincisi de G&R. idi.. Sonra da... HAHAAHA.. Devam etmeyeyim en iyisi.. Kaptırdım gidiyorum baksana:)
YanıtlaSilkemancı geceleri ya... daha dün gece (biraz da hayal kırıklığı ile) "heavy metal gecemiz"den dönerken biraz hüzün ve bolca kahkaha ile andık o geceleri de... güzel günlerdi gerçekten de, cuma mesai bitiminde başlayıp pazar sabahına kadar biraz orada biraz burada bolca rock ve metalle geçerdi haftasonlarımız.
YanıtlaSilama sanırım artık benden "biraz" geçmiş - her ne kadar söylemekten nefret etsem de bunu!
o ilk stadyum konserleri yok mu..! ne kadar özeldi onlar... guns n' roses ve metallica özellikle hala düşündükçe gülümsetir beni çok :-)
axl rose... adamım... nereden baksan 3-4yıllık aşkım:) son haline görünce bayağı bir hayal kırıklığı yaşatan asi yakışıklı.
YanıtlaSilfanatik bir Curt Cobain hayranı olan eşimin neredeyse nefret ettiği zat:)) İkisinin birbirlerine laf sokması meşhurdu, hatırlarsanız... Hard Rock müziğin o altın dönemini yaşadığımız için şanslı jenerasyonuz bence:))
ben son haline hala bakmıyorum basak, nerede kaldıysa orada bıraktım - bıraktığım noktadaki haline bakıyorum sadece :-)
YanıtlaSil(nitekim buraya geldiğinde geçen yıl mıydı neydi, gitmedim konsere. o benim asi ve vahşi axl'ım kalsın isterim)