mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2010 Pazar

this charming MİM!

mimlerle aram pek hoş değil, sıklıkla unutuyorum mimlendiğimi. sonra, en alakasız zamanda, aklıma geliveriyor "amanın falanca beni mimlemişti ben de unuttum!" diye, sonra gene unutuyorum, sonra gene aklıma geliyor ve sonunda bırakıyorum peşini gidiyor... o nedenle, beni mimleyen herkese peşin özürler, mimsel bir insan olmadığım çok açık. yine de, geçtiğimiz haftalardan birinde pisicimin kucağıma attığı şu mim (artık eski haber oldu ya bu mim, olsun, maratonu başlangıçtan 1 hafta sonra sonuncu bitiren azimli koşucuyum ben) pek hoşuma gitti, aklıma gelmişken hemen yapayım şimdi.

"Kitaplığınızın karşısına geçin. Gözlerinizi kapatın. Derin bir nefes alın. Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin. Şimdi gözlerinizi açın. Bir kitap seçmiş durumdasınız. O kitabı satın aldığınız ya da hediye gelmişte olabilir anı hatırlamaya çalışın. İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın. Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin. Evet, ne güzel bir koku bu! 55. sayfayı bulun. Sayfayı tekrar okuyun. Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın. Daha sonra siz de arkadaşlarınızdan üç tanesine cevaplaması için gönderin."

(sıkıyönetim kurallarına benzer bir "ilk 6 maddesi değiştirilemez" anayasa vardı mimin sonunda ama kusura bakmasın kimse, ben o kadar büyütemeyeceğim işi)



kankardeşimden ödünç aldığım, aylardır okunmayı bekleyen ve daha geçen hafta okumayı bitirdiğim (başlangıçta, tarzımın çok dışında olması nedeniyle, çok yadırgadığım ama sonrasında bayıldığım) bir marian keyes kitabı : this charming man. kankardeş kişisinin beni tanıyor olduğunu unutarak nasıl sorgulamıştım ki "ne lan bu kitap böyle ben bu tarz romans, aşk, moda kitabı okur muyum ki!? diye... ama sonrasında, tam da ihtiyacım olduğunu gördüm, rahat okudum, kafamı dağıttı yoğunluk içerisinde. buradan kendisine teşekkürü borç bilir, öpücükler yollarım!

gelelim 55.sayfadaki son paragrafa:


"Made self walk into town. Could have driven, but only five minute's walk. Shameful to drive. Also remember what shrink used to say after Mum died. Best way to keep depression at bay is to get out and about and take short walk. Quite funny really when you think about it. Because when you're depressed, the last thing you want to do is get out and about and take short walk. Tablets far better."

sakıncası olmayacaksa, ben kimseyi mimlemeyeyim, isteyen alır yapar diyeyim, olmaz mı? :)

not : abi o kadar entelektüel kişiliğim, bir ton ağır kitap arasından rafa elimi atınca gelen kitap nasıl çıktı iyi mi! gitti repütasyon :P

8 Ekim 2010 Cuma

masamınüstündeki ağaç (mimoza dersen ben de bunu derim)

çok fazla mim yanıtlamadığım için (görüyorum, sonra unutuyorum, tekrar hatırladığımda üzerinden çok zaman geçmiş oluyor ve unutuyorum) istisnai geliyor bu yaptığım bana ama kardeş kişisi kırılamayacağına göre, verilen görevi emir telakki ederek"ten" buraya alıyorum derhal desktop görüntümü az önce itibariyle:


her mim böyle kolay olsa, hemencecik yapılabilse, mimler kraliçesi olurdum diye de not düşüyorum buraya!

masamınüstünü paylaşarak bir mimi zamanında yerine getirmiş olmanın haklı gururuyla yağmura karşı yürüyüşümü başlatıyor, bir ilk daha gerçekleştirerek bu mimi birilerine pas ediyorum ben de : pisikopati de yapsın, yoksa silerim bu post'u :P

18 Ocak 2010 Pazartesi

politize mim!

yeni hafta yağmurlu hava yığılmış işler alınmamış uyku vs derdine düşmüş kahve üstüne kahve yuvarlarken e-mail'lerime de bakmayı akıl edince en korktuğumun başıma geldiğini ve pek sevgili caaaanım JoA tarafından, hem de en politiğinden, mimlendiğimi gördüm... başkası mimlese "hadi lieeyn" derdim ya, JoAkomu kırmam, anında ödevimi yaparım.

önce kuralları alalım:

* Mimi gönderen bloga link veriyorsunuz.
* Üç kişiyi mimliyorsunuz ve mimlediğiniz kişinin bloguna not bırakıyorsunuz. (‘Ortaya bıraktım, isteyen alsın.’ demiyorsunuz.) Ayrıca olabildiğince bu konuda mimlenmemiş blogları seçmek için özen gösteriyoruz.
* Mimlediğiniz blogların da linkini veriyorsunuz.

sonra soruları kopyalayalım:

1) Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
2) Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?
3) Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?
4) Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?
5) (Beşinci soruyu siz belirlemek durumunda olsaydınız neyi öğrenmek isterdiniz?)
6) Mimlediğimiz bloglar ve linkleri…


ve şimdi de yanıtlara geçelim - peşin söyleyeyim, sürekli ciddiyet beklemeyin benden, sorular göz önünde bulundurulunca manası yok:

1. dokunulmazlıkların hepine ve topuna tamamen karşıyım. bana kim nasıl dokunuyorsa, herkese aynı şekilde dokunulabilmeli.
2. tüm renkler ve çeşitlilikler meclise girebilsin. her fikir konuşulabilsin. herkes gönlünden gerçekten geçene BİLİNÇLİ şekilde oy versin. baraj kaygısıyla olmayacak işler yapmayalım. diyorum ama... buraya gelene kadar... ohooo...
3. buna ciddi yanıt vermek içimden gelmiyor, nasılsa hep en uzağa işeyebilen vekil oluyor bu memlekette.
4. efenim??
5. m.a.ağca meclise girer mi?

son olarak, benim mimlediğim talihsizler de şunlardır aynen: AE, Supernaut, ha sen ha ben

geçmiş olsun :)

26 Mart 2009 Perşembe

artık benim de bir mimim var... :)

kendimi hiç bu kadar blogger hissetmemiştim, ilk defa mimlendim, sevgili aysema'yı kıramayacağıma göre de derhal vazifemi ifa ediyorum:


Alıştırma: Genellikle çok derinlerde sakladığımız kazarak ortaya çıkarabileceğimiz yönlerimiz vardır. Kim ne derse desin hiçbir zaman çok geç değildir. Eksiklerimiz kadar olumlu yönlerimizi de kabul etmek oldukça önemlidir. Cümleleri tamamlayın lütfen:

1. Çocukken kütüphaneden kitap kaçırdım.

2. Çocukken bir yere çok alışma imkanından yoksundum.

3. Çocukken yaşadığım ülkedeki savaş nedeniyle psikolojik olarak yaralanmış olabilirim.

4. Çocukken savaş pilotu olmayı hayal ederdim.

5. Çocukken kot ceketim olsun isterdim.

6. Evimizde asla yeterli insan olmadı.

7. Çocukken daha fazla şefkate ihtiyaç duyardım.

8. Bir daha asla anneannemi göremeyeceğim için üzgünüm.

9. Yıllar boyunca hep ankara'da kalsaydık hayatım ne olurdu merak ettim.

10. Mut kaybımdan dolayı hep kendimi suçladım.

Not: İçinizdeki Yaratıcıyı Keşfedin (Julia Cameron) -Tamamlanacak Cümleler alıntıdır.

ben sıramı savdım ve pisikopati'yi mimledim :)