gülümsüyorum:
- takma kafanı, olur öyle arada.
konuşuyor benimle oysa. duymuyorum hiç bir kelimeyi, gülümsüyorum ben. iki arada bir derede, olan olmuş öylesine. yankılar çok fazla:
... özür dilerim... üzgünüm... halbuki... dur öyle değil... bakma bana öyle... böyle olsun istemezdim...
gülümsüyorum. donakalıyorum gözlerinde. tekrar ediyorum:
- takılma, geçer. hem üzülme yahu, olur öyle arada.
anlamıyor o aranın neresi olduğunu. bilmiyor nereden geldiğimi. haberi yok nereye gittiğimden. farkında değil bundan sadece 1 yıl sonra yollarımız kesiştiğinde "neden izin verdin gitmeme?" diye soracağının. ve gene bilmiyor ki ne o durdurabilir olmakta olanı ne de ben götürebilirim yanımda ondan kalanları.
oluveriyor öyle arada.
donuveriyoruz karşılıklı.
çiziyor beni boydan boya koyu bir kanvasın üstünde. azıcık renk vermeye çalışıyor, biraz gümüş, biraz kırmızı, alabildiğince beyaz. ama donuyor tüm renkler, donuyor ifadesi, sıkışıyor kalbim.
olmuyor.
gene.
bir kez daha.
repeat after me.
olur öyle arada.
hmm, sandıklar açılmış. bişey mi olmuş da açılmış, yoksa kapağı mı gevşemiş? tiz ifadesi alına. üzülmesin, o.ö.a. öperim.
YanıtlaSilnot: reçel kavanozu hazır:)
temizlik modu anacım, havalandıralım azıcık dedik.. üzüntü yok raki!!
YanıtlaSilben de öperim hem de ne çok!
not: gelecek haftasonu alayım mı kavanozumu içindekilerle birlikte? :)