21 Ocak 2010 Perşembe

harala gürele herele hürele...!

bir süredir çok yoğun - ama gerçekten çok yoğun - günler geçiriyorum.





iş :

her zamanki (hatta mümkünse dozu daha bile artmış) bir tempo ile yürüyor. daha şimdiden "to do list"im sayfalar dolusu madde doldu, üstelik her akşam ve her sabah gözden geçirdiğimde yapıldı diye işaretleyebileceğim bir madde var mı diye umutla bakıyorum ve nadiren bir tane çıkıyor mutlu olup kendimi motive ediyorum ama bu gidişin sonu iyi değil söyleyeyim!! hani akşamları da çalışıyorum, yine de yapılması gereken bir çok şeye daha başlamadım bile, ne olacak nasıl yetişecek ne bitecek hiç bir fikrim yok (iç sesim an itibariyle beynimde vızır vızır "mesai saatinin ortasındasın, işine bakmaktansa burada bunları yazıyorsun e peki o zaman nasıl bitmesini bekliyorsun" diye homurdanmakta ama ona da cevabım var : "biraz mola lazımdı bünyeme, kafam kaldırmıyor artık, patlayayım mı?!")
öncelikli olarak yapılacakları alalım şurada gözümüzün önünde dursun:
1 - yepisyeni kataloglar için taslaklar hazır, metinler yazılacak ve görseller seçilecek ve bunlar önümüzdeki hafta ortasına kadar bitecek (!?)
2 - performans değerlendirme formları tüm değerlendiricilere dağıtılacak, haftabaşında toplanıp işlenecek, değerlendirilenlere ayrıca doldurtulup karşılaştırılacak, toplantılar organize edilecek ve herkesler kendi performansları ile ilgili bilgilendirilecek, sonuçlar kullanılacak.
3 - dahilde işleme ile ithalatı yapılan malzemenin üretimi bitmek üzere, ben eksper raporlarını çıkarttırmazsam ihracatı nah yapılacak. ekspertiz başvuru dosyaları hazırlanacak.
4 - fuar yaklaşıyor omaygad!! stand tasarımı için standçıbaşı ile çalışılacak!!
5 - eskiden satışını da yürüttüğüm sevgili ürünümüzün darmadağınık dosyaları, eski teklif ve satış dokümantasyonu, her bir şeyi derlenip toparlanıp insanın anlayacağı hale getirilerek yeni arkadaşımıza devredilecek
6 - 2010 eğitim planı tamamlanıp teklifler değerlendirilerek bütçesi ayarlanacak

devam edemedim, içim kaldırmadı artık ve üstelik daha bunları buraya geçirirken dahi aklıma kaç yeni madde geldi, onlar da deftere eklendi, iş faslı burada şimdilik kapatıldı.


yazılar :

yaklaşık 3 aydır fanzinci'de yazıyorum malum. ocak'ın ilk haftasonu yazmayarak müthiş bir vicdan azabı duymuştum, her hafta pazar sabahı teslim etme sözünü verdiğim o deli saçması (!) yazılarımı eğer hafta içinde bir gün gaza gelip de patır kütür sayıklamazsam cumartesi geceleri kucağımda netbook kafamda ellerim ööööylece oturup düşünüp dururken buluyorum kendimi. bu hafta için bir konu bulup oturup yazmam lazım... o cenahta işler sakin gidiyor.

blogda artık pek yazamıyorum, ne olacak bilmiyorum bu işin sonu. artık içimi dışıma çıkartmaktan bunaldım ben dahi, yazamayacağım o nedenle o yazmayı çoook sevdiğim bunalımlı yazılarımı. öfkemi ele almanın başka yollarını araştırıyorum. hal böyle olunca da buralara yolum daha seyrek düşer oluyor.


kitaplar :

illederoman sağolsun hiç alışık olmadığım kadar çok sayıda kurgu okur oldum kulübümüz kurulalı beri! hatta tadını o kadar aldım ki, artık uzunca süre de başka bir şey okuyacağımı sanmam... normalde aramızda kitabını ilk bitiren ben olmama rağmen, son dönemde işlerin yoğunluğu (ve bu yorgunlukta serviste uyuklamaya başlamam ve bu nedenle de işe gidiş dönüş günde toplam 1 saat kadar kitap okumaya ayırdığım zamandan feragat etmem) nedeniyle bayağı gecikir oldum okumalarımda! daha "inci gibi dişler"de 100. sayfadayım... 10 günde onu bitirmem, mart sonuna kadar 4 cilt "ve durgun akardı don"u bitirmem tabii bu arada şubat'ta okuyacağımız kitabı okumam, ayrıca da satın alarak divanımın üzerine kuleler halinde diktiğim bir sürü kitabı okuyabilmem, bu arada da hakkında okuduğum ve heveslendiğim bir çok kitabı da satın almamak için kendimi kontrol etmem gerekiyor.

işlere bir şekilde yetişiliyor da, bu kitaplar nasıl yetişecek, teyzeme sen otur o köşede ben kitap okuyacağım ne gezmesi ne sohbeti ne içmesi desem bu benim içime nasıl sinecek, onu bırak ben onu demek isteyecek miyim ama ya vicdanım ne olacak!? şeklinde bir telaş içimde sürmekte...

ama söylemeliyim ki yaptığım tüm bu kadar şey içerisinde en sevdiğim şey o kitapları tek tek tek okumak! asosyal miyim hayal dünyasına saklanmak peşinde miyim yoksa düpedüz tembel miyim pek bilmiyor ve çok da önemsemiyorum! oh canıma değsin! siz okumuyor ve iki kelimeyi bir araya getirmekte zorlanıyor ve dizilerin peşinden koşturup konuşacak konu bulamıyorsunuz ama ben her kitapla başka dünyalara girip çıkıyorum. tamam mı!?!


sosyal (!) hayat :

o kadar çok görmek istediğim yer, film, oyun, insan var ki! özlediğim - üstelik çok özlediğim - arkadaşlarımdan uzak kalıyorum çünkü çalışıyorum. çalışmadığım zamanlarda uyuyorum. beni görmeye evime gelen olunca üstüne atlıyorum o kadar seviniyorum ama popomu kaldırıp da bir yerlere nadiren gidiyorum. hayırsızın teki oldum. kabul ediyorum. ama yine de toparlanmaya başladım, çaba gösteriyorum.

geçen haftasonu cumartesi günümü pek bir sevdiğim f. ablacığımla, pazar'ımı da hamarat mı hamarat uyumsuz ve pisikopati ikilisiyle geçirdim, çok mutluydum her iki günde de. uykusuz ve yorgun ama hem tok hem de mutlu geldim pazartesi işime. bu haftasonu da çeşitli aktivitelerimiz var elbette, hepsi sosyal olmasa da hepsi ideal haftasonu bileşeni oluyor orası kesin! şöyle ki:

1 - teyzem geliyoooooorrrrrrrrrrrrr yarın öğlen karşılayacağız kendisini, ikibuçuk hafta burada olacak yipioleytipi
2 - cuma akşamı ayrıca ligimizin güzide ikinci yarısı başlayacak, kanaryamı oturup izleyeceğim, hava soğuk, teyzemin dizinin dibinde evde izlemeyi planlıyor ve iyi bir performans bekliyorum ona göre!!
3 - cumartesi gündüz kuaför günü olsun artık, zira "neden böyle saçların beyazlamış arkadaş"a verecek orijinal yanıtlarım bitti maalesef...
4 - kuaför sonrası gıcır gıcır halde bir hepibördey okasyonuna teşrifim ve yiyip içip dağıtasım olursa şaşırmayın, yakışır bu haftasonuna.
5 - ayılmakla geçen muhteşem sancılı pazar gününü ise the phantom menace'la kapatmaktan daha hoş bir durum sanırım ki olamaz! (meraklısı ve nasıl olmuşsa hala duymamış olanlar için : önümüzdeki haftalar boyunca her pazar saat 22:00 itibariyle star wars cnbc-e'de! ilk gösterim sırası 1-2-3-4-5-6 olacakmış, sonrasında ise titreyip kendilerine gelecek ve 4-5-6-1-2-3 olarak göstereceklermiş, şurada tarihlere bakabilirsiniz.)

hayat bunlardan ibaret olunca, yazacak başka da bir şey kalmıyor...

gidiyorum. çalışacağım biraz daha!

ha bu arada... görseli de web'den bir yerden buldum koydum, kimindir nedir ne değildir hiç bir fikrim yok, tamam mı?

3 yorum:

  1. yaw, evde çeşit çeşit dvdleri , türlü türlü oyuncakları romanları var, ama gene de cnbc-e verince gene izlemek gerekecek :) force sensitive miyiz neyiz ?

    YanıtlaSil
  2. Anneee, okuması bile yoruyor, kolay gele :)

    YanıtlaSil